SONSUZLUĞUN HÜZÜNLÜ KRALİÇESİ
O kadar sinirliyim o kadar doluyum ki... İki haftamı sadece harcadığım ödevden 70 almışım. Arkadaşlarımın iki gün uğraştığı ödevden çok çok iyi almaları ve benim bu ödevden bu kadar almam açıkçası hevesimi yerle bir etti.
3.41 ortalamam 3.27'ye düşmesiyle de moral şuan diplerde... Ben de o yüzden böyle hüzünlü bir ruh halindeyken dedim bloğuma çok sevdiğim bir kadın yazardan bahsedeyim.
Kendisi Virginia Woolf...
Virginia, yaşamaktan çok ölmeye özlem duyan, hayatı susturmak ve karartmak isteyen psikolojiye sahip ve bu karanlık içinde muhteşem hayatı anlatan eşsiz bir yazardı. Tek hedefi ölmekti ama hayatı anlamış, anlatmayı başarmıştı.
Belli bir seviyeden hayatı yaşayan insanlar için anlaşılması zor bir yazardı. Karmaşık ve uzun cümleleri beyin fonksiyonlarının artmasına neden olduğu için birçok basit edebiyatsever eleştirmenin acımasız yargılamalarına maruz kalsa da o kendini anlayabilenler için bu dünyanın gerçek diliydi.
Ölmeden önce ölümüyle ilgili kimseye sorun yaratmak istemiyordu. Onunla fazlaca ilgilenilmesinden o kadar bıkmıştı ki üzerine konuşulacak bir ölüm yaşamak istemiyordu. Bu yüzden yakınlarına mektuplar yazmıştı.
***
Bazen düşünüyorum Virginia'nın annesi ölmeseydi,
Babası gibi bir babaya sahip olmasaydı,
Cinsel istismara uğramasaydı,
yalnız kalmasaydı,
Biz hala onu tanıyabilecek miydik?
Aşağıda bıraktığım linkten güzel Virginia'nın alıntılarını da paylaştığım profilime gidebilirsiniz 💓
https://www.tumblr.com/blog/sadecehuzur

