YILIN İLK GÜNÜ
Evet! yepyeni bir yıl geldi çattı! Umut dolu, para dolu, sağlık ve huzur dolu bir yıl olması dileğiyle...
2021 yılının ilk günü sizi selamlamak istedim. Dün ailemle birlikteydim. Güzel bir gündü yani. Bugünse kuzenlerimle, dayımlarla birlikte bizim balkonda barbekü yapıyoruz. Bu her yılın ilk günü yaptığımız bir şey. Kar yağdıysa karda sucuk yeriz, hava iyiyse piknik yaparız, evde hep birlikte tatlı veya hindi yer yeni yılın ilk günlerinde birlik oluruz. Çocukluğumdan beri bize öğretilen ''kanından, canından kopamazsın'' oldu. İyi günde, kötü günde her zaman birlik olunması gerektiği...
Annemler barbeküyü yakarken biz de kuzenlerimle ve ablamla birlikte salonda kahve içerek muhabbet ederken yılın ilk gününde buraya yazı yazmak istedim.
Gönlünüzce bir yıl olsun tekrardan! Sevdiklerinizle huzurlu bir yılınız olsun...
2020 yılına bakacak olursam benim için çok karmaşık bir yıl oldu. Birden virüsün ülkemizde görülmesiyle okullar kapatıldı ve ben apar topar Ankara'ya geldim. Ankara'ya gelmemle arkadaşlarımdan tamamen uzak durdum birkaç ay. Bazı arkadaşlıklarımı tamamen kestim, hayatımdan belirli insanları çıkardım bu dönem. Bu dönem hemen ardından yeni ev arayışlarına girmiş olduk ve apar topar taşındık. Ablamın kendine araba almasının ardından direk annemlerle Balıkesir'e geldim.
Balıkesir'de bir ilişkiye başladım. Tam bu diye düşündüğüm insanla. Kuzenimle aramız inişli çıkışlı oldu bu dönem. Büyükbabamın sağlık durumu o zamanlar kötüye gitti.
Ailemle anlaşmazlıklar yaşadım uzun bir dönem derken yaz bitti, dersler başladı ve hemen ardından sınav dönemi başlamış oldu. Bana da Ankara yolu gözüktü. 12 saatlik yolculukta bütün yılı düşündüm aslında. Nelerin üstünden geldiğim, nelerde hatalarımın olduğu vs.
Ankara'ya gelmemle sınav dönemimin vasat geçmesi ben de bazı mental sorunlara yol açtı diyebilirim. Günde çok az uyku uyumam, sürekli bir dipte olma durumu... Arkadaşlarımın her gün beni arayıp kontrol etmelerine yol açmıştı. Her telefonu ağlayarak açıyordum. Bir daha ağlamayacağım diyerek kapatıyordum. İlişkimin inişli çıkışlı olması da buna pekte katkı sağlamadı.
Annemler ben geldikten bir buçuk ay sonra Ankara'ya geldiler. Bu süreçte annem biraz rahatlattı açıkçası. Ablamla beraber sürekli konuşup beni rahatlatmaya çalışmaları ise benim toparlanmaya itti.
Rusça küfür öğreneyim niyetiyle başladığım Rusça derslerine sıkı asılıp cümle kurmaya başladım.
Uzun süre resim çizmeye yeltenmiyordum. Tekrar kalem ve boyaları elime aldım diyebilirim.
Büyükbabamın son zamanlarda durumunun yine kötüye gitmesi de benim artık sınırımı zorladı diyebilirim. Her sabah hastanenin yolunu tuttum. O hastane ortamı beni biraz kendime getirdi açıkçası. Büyükbabamla da vakit geçirdikçe de rahatlamama neden oldu. Bir bunalımda olduğumu fark ettiğini söyleyip geçmişteki, çocuk benden bahsetmesi, eski neşemin ne kadar güzel olduğundan bahsetmesi dönüş yolunda otobüste hıçkırarak ağlamama sebep oldu.
Eski beni hatırlamamı sağladı açıkçası.
Ertesi gün elimde Yusuf Atılgan kitabıyla hastaneye gidip büyükbabama kitap okudum. Eski zamanlarda olduğu gibi...
İki katlı toz pembe ve açık mavi evimizin büyük bahçesinde, koca vişne ağacının altında oturup ona kitap okuduğum zamanlardaki gibi...
o da eski zamanları hatırladı ben de.
Çok şükür hastaneden eve geçti. Bu sene sağlığının dalgalı olması beni yıpratsa da hayatta tökezleyebileceğimizi de hatırlatıyor.
Benim 2020 yılım aşkı bulmamla, hastalığı aramamla, okulu özlemekle geçti.😊
Umarım 2021 bundan çok daha iyi olur. Gelen gideni aratmasın.
Bu yıla umutla bakın, kendinizden emin olun istiyorum.
Bu yılda da beraber olmamız dileğiyle! 💗
