28 Ocak 2021 Perşembe

SONSUZLUĞUN HÜZÜNLÜ KRALİÇESİ

 

                                           SONSUZLUĞUN HÜZÜNLÜ KRALİÇESİ



O kadar sinirliyim o kadar doluyum ki... İki haftamı sadece harcadığım ödevden 70 almışım. Arkadaşlarımın iki gün uğraştığı ödevden çok çok iyi almaları ve benim bu ödevden bu kadar almam açıkçası hevesimi yerle bir etti.

3.41 ortalamam 3.27'ye düşmesiyle de moral şuan diplerde... Ben de o yüzden böyle hüzünlü bir ruh halindeyken dedim bloğuma çok sevdiğim bir kadın yazardan bahsedeyim. 


Kendisi Virginia Woolf...


Virginia, yaşamaktan çok ölmeye özlem duyan, hayatı susturmak ve karartmak isteyen psikolojiye sahip ve bu karanlık içinde muhteşem hayatı anlatan eşsiz bir yazardı. Tek hedefi ölmekti ama hayatı anlamış, anlatmayı başarmıştı.

Belli bir seviyeden hayatı yaşayan insanlar için anlaşılması zor bir yazardı. Karmaşık ve uzun cümleleri beyin fonksiyonlarının artmasına neden olduğu için birçok basit edebiyatsever eleştirmenin acımasız yargılamalarına maruz kalsa da o kendini anlayabilenler için bu dünyanın gerçek diliydi.

Ölmeden önce ölümüyle ilgili kimseye sorun yaratmak istemiyordu. Onunla fazlaca ilgilenilmesinden o kadar bıkmıştı ki üzerine konuşulacak bir ölüm yaşamak istemiyordu. Bu yüzden yakınlarına mektuplar yazmıştı.

***


Virginia Woolf kendi için intiharından önce yazdığı yazılarda şu cümleleri kullanıyor:

''Edebiyatın kimine göre kaçık, asi ve feminist, meşhur soylu soytarısı olmayı istemiyorum. 
Ben sadece Adeline Virginia'yım. 

Soyluların sofralarında yenilmeyen ama tüketilen malı olmayacağım. Hayatın içinde bir kediyi, çiçeği, taşı, otları, kuşları, aşçıyı, demirciyi Tanrısal bir mucize olarak görüyorum.

 Eşitiz.

Ölüm bizi eşitleyecek, biliyorum. 

Sırf bu sahteliğe şahit olmamak, kirlenmemek için ölmeliyim.''

Bazen düşünüyorum Virginia'nın annesi ölmeseydi,

Babası gibi bir babaya sahip olmasaydı,

Cinsel istismara uğramasaydı,

yalnız kalmasaydı,

Biz hala onu tanıyabilecek miydik?


Aşağıda bıraktığım linkten güzel Virginia'nın alıntılarını da paylaştığım profilime gidebilirsiniz 💓

https://www.tumblr.com/blog/sadecehuzur



23 Ocak 2021 Cumartesi

ÖNERİ LİSTESİ

 



Yeni yılın birinci ayını geride bırakırken yeni bir yazı ile karşınızdayım canlar! Final haftam olduğu için çok fazla buraya pek bakamadım ama kimler gelip gitmiş onun yoklamasını yapmayı da ihmal etmedim tabi ki 😂 

Umarım sizlerin de benim gibi sınav haftası bitmiştir. Ben ödevlerle cebelleşiyorum hala... 😓Her neyse madem bu aralar boş vakitlerimiz oluştu o zaman boş vaktinizi daha iyi değerlendirmeniz için hem de genel kültürünüzü arttırmak için çok iyi belgesel ve filmlerden oluşan liste ile geldim. Hazırlarken fark etmedim ama full tarihi belgesel ve filmleri yazmışım... İlk liste böyle, ikinci liste de  anime sitesi için bu ayın öneri listesini hazırlamıştım ama buraya da atmaya karar verdim. O yüzden ikinci liste de anime listesidir.

O zaman listelere geçelim...


1. ÖNERİ LİSTESİ


Hannibal Barca (Hannibal Barca ismini ilk defa duyduğunuzu sanmıyorum çünkü Atatürk'ün sevdiği, hayran kaldığı bir askerdi. Ama yine de ilk defa duyduysanız gidip bir bakın derim. Kendisi hakkında dönem sonu ödevi hazırlayıp 37 sayfa not çıkardığımı bilirim. "Ya yeni bir yol bulacağız, ya yeni bir yol yapacağız")

Anne Frank Parallel Stories  (Holocaust'un en bilinen mağduru olan Anne Frank - Bunun sebebi o zamanlar yaşadığı ve gördüğü her şeyi günlüğü Kitty'e aktarması- ve onun gibileri anlatan belgesel. İlk önce Anne Frank'ın Hatıra Defteri -favorilerinizde yerini alacak bir kitaptır-  kitabını alıp okuduktan sonra izlemeniz gereken bir belgesel.)

Mystery Lab 

Roman Empire  (Roma ve entrikaları der susarım. Fonda Angels and serpents dance eşliğinde dizi tadında bir belgesel. Tabi bir Rome değil tabi.)

Nazi Toplama Kampları  (Üzerinde saatlerce konuşabileceğim bir belgesel. Üst üste yığılan milyonlarca cesetler, ABD askerlerinin arkada yan yan sırıtışları ve küçücük çocukların cesetleri sürükleyişleri... İnsanlığın ne kadar kötü olabileceğinin kanıtı aslında)

Schinler'in Listesi (1993-94 yapımı eski bir film olmasına rağmen izlemenizi şiddetle tavsiye ederim)

Küba'nın Özgürlük Hikayesi

Motosiklet Günlüğü (Tekrar tekrar izlediğim çok sevdiğim filmlerin arasında, gidin ve izleyin)

İç Savaş (Müzikleri için bile izlenir)

 



2. ÖNERİ LİSTESİ 

Blast Of Tempest ( Pek bahsedilmeyen bir anime ama benim çok beğendiğim bir animedir kendisi. Psikoloji türünde bir anime. Animedeki herkesin zeki olması aslında olayı daha da karıştırıyor. Bir de Mahiro Fuwa aynı ergenlikteki ben ya...) 


Fairy Tail ( Her listemde var ve hep olacak. Benim ilk göz ağrım kendisi. Lise 1 de manga çeviri grubunda editleme yaptığım ilk mangadır. Animesinin müzikleri, animedeki dostluklar, Natsu der susarım... Gidin ve izleyin. Çok uzun demeyin bitiyor yani..)


Yesterday wo Utatte ( 2020 yılının Seinen türünde çerezlik güzel animesi) 



Noblesse (Webtoon uyarlaması olan bu anime bana niyeyse hafiften Kuroshitsuji'yi andırdı ki ona da bayılırım ve bu anime de baya güzel. Zaten webtoondan da takip ediyordum. Size tavsiyem ilk kore yapımı OVA sını izleyip ardından animesine geçin. Animenin opening çok çok iyi. Diyecek lafım yok. Karakterlerin hepsi de pek hoş) 


Banana Fish ( Ah Ash üzümlü kekim...) 






*Boku no Hero Academia'nın yeni sezonunu beklerken, Shingeki no Kyojin'nin final sezonu çıkmışken eski sezonları da bir gözden geçirin derim. Bu konuda da biraz içimi dökmek istiyorum açıkçası. Yıllardır ikinci sezonu bekledik dört gözle ardından art arda gelen sezonlar sevindirse de Shingeki no Kyojin'nin bitiyor olması çok üzücü....😥



Biraz kısa tutmaya çalıştım listeyi ki benden daha çok isteyin diye. Umarım izler ve fikrinizi bana alttaki linkten hesabıma gidip oradan belirtiniz. 😊 Hepinize güzel bir hafta dilerim...





BU SOĞUK HAVALARDA LÜTFEN SOKAK HAYVANLARINI UNUTMAYIN. KAPINIZIN ÖNÜNE BİR KAP SU VE MAMA KOYMAYI İHMAL ETMEYİN. 
BU ZORLU HAVALARDA ONLARA GÜÇ OLUN.
💓






6 Ocak 2021 Çarşamba

Kediciğin Okul Serüveni

 

KEDİCİĞİN OKUL SERÜVENİ




Herkese merhabalar! 
Ben geldim.. 4 Alveresle ayakta durmaya çalışarak 😂 Şimdi ki benden ziyade öncelere gitmek istiyorum bugün sizinle... 

Okul serüvenime...

Etlikte evimizin hemen yanındaki 120. Yıl İlköğretim okuluna gittiğim zamanlarda. Ablamla ilk zamanlar da aynı okulda okumuştum.
 O zamanlar benim için çok güzeldi. Her teneffüs ablamın sınıfına gider ona asla rahat vermezdim. Annemin her gün beni tembihleyip okula yollamaları ''kimseyle kavga etme. Suluğunu da unutma''
Onlarca suluk alındı bana. Sürekli unutur, kaybederdim.
Okulda her gün resim çizer, erkeklerle kart oynardım. Annem sınıf annesi idi ve erkeklerin elinde gördüğü her şeyi alır evde de bana verirdi al bunlar seni olsun diye. Ben de onları ertesi gün erkeklere geri satardım.  

Bir de o zamanlar ablamın erkek arkadaşı vardı ''Osman''. 

Onunla evlenecekler diye düşünürdüm. Evet daha ortaokuldalardı ama benim gözümde o derecelerdi. O yüzden sürekli Osman ile uğraşırdım. Ablamı benden alacak diye.

Kollarını tırnaklar, saçını çeker, tükürüklere boğardım çocuğu (Özür dilerim ex enişte). Zaman geçti ablam liseye geçti ve ben okulda yalnız kaldım...

Arkadaşlarım vardı elbette ama erkeksi yapımdan haz etmezlerdi zaman zaman. Sapanı olan bir kızdım sonuçta. Onlar da zaman içerisinde yeni arkadaşlıklara yelken açtılar tabii. 

5. Sınıfta müzik öğretmenimiz bize performans ödevi olarak üç şık sunmuştu: 

1. seçtiğimiz bir şarkıyla dans edecek,
2. seçtiğimiz bir şarkıyı söyleyecek,
3. seçtiğimiz bir şarkıyı enstrüman aletiyle çalacaktık.

Ben ne seçtim peki? 

Dans etmeyi...

Sınıfta sadece Ceren diye bir kız ve ben seçmiştik. Sonra da Cerenle dedik ki birlikte yapalım bu dansı.
Her gün okul çıkışı Ceren'in teyzesinin evine gider ve dans ederdik. Seçtiğimiz şarkı da Emel Sayın Mavi Boncuk. 😂 

Sınıftaki herkes bayılmıştı. Ödevden 100 almıştık. Hocadan iltifatlar falan...

 Tahtanın önünde Cerenle o tatmin olduk edasındaki birbirimize sırıtışımızı unutamıyorum. O tatmin olunuş, insanların bizi alkışlayışı ve sadece bizim cesaret edip dans edişimiz...

46 kişilik sınıftan sadece iki kişi..

Bunun hazzını aldım ya bir kere devamı geldi.

Biz o sene taşındık. Yeni okulumda ise aktifliğim artmıştı. O sapan tutan kız okulun tiyatro grubundaydı. Oyunun asıl kızı olarak hem de. Okulda değil sadece Ankara kapsamındaki resim yarışmalarına katıldım. Mehmet Akif Ersoy'un portresini çizmek için saatlerce çalıştığımı bilirim resim sınıfında. Resim yarışmalarına hep katılırdım öğrenci bilgilerimde öğretmenimin adresini yazarak ama. Annemler duymasın diye. O zamanlar resmin boş vakit olduğuna inandılar hep. Benim buna ayıracağım zamanı matematik çalışarak geçirmemi istediler. Müzik grubunda da yer aldım. Koro da. Kütüphane kulübündeydim. Daha rahat kitap okuyayım diye. Anlayacağınız sürekli aktif olmaya başlamıştım.

Ama bu benim tökezlememe neden oldu. 

Kendime yüklenmeye devam ederek okuldan da soğumama... Eee o zamanlar da ergenliğin verdiği kafa da olunca bana ters tepti. Her şeyden birden elimi ayağımı çektim. Okuldan sürekli kaçar oldum. Arkadaşlarımı hep değiştirdim bir dönem. Biriyle küsüp diğeriyle takılıyordum. 

Derken lise.

Kendimden farklı biriydim o zamanlar. Hep bi grubun içerisindeydim ilk zamanları. Kız kavgaları vs gırla.

Durulmam zaman aldı. Disiplin cezalarımı almıştım, bir sene de kalmıştım tabi o zamana kadar. Lise bitti ilk şunu dedim kendime böyle olmayacaksın. Öfkenle kimsenin canını yakmayacaksın, kimseye el kaldırmayacaksın. 

Liseden sonra tedavi sürecim oldu. Yaklaşık bir yıl. Aldığım ilaçları birden kesmemle de neye uğradığımı şaşırdığım bir dönem. 

Üniversitede sevmediğim insanlar oldu, bana sataşanlar da ama kendimi bir daha aynı duruma sokmadım. Kimseyi kışkırtmadım olay çıksın diye.
Oradan uzaklaşarak gerekeni söyleyerek yaptım ve olaylar hiç uzamadı öyle de. 

Başladığım ilk noktamdan, son noktama bir bakın... 
Neyden ne oldum?

Kendinize bunu hatırlatın. İşinizde, okulunuzda, arkadaşlığınızda ve ilişkinizde. 

Ben nasıldım?

Şimdi nasılım?

Ne öğrendim? Elimde nelerim var?

Durum değerlendirmesi yapın. Şimdi ki sene bak. Kendini tart. Çünkü hala büyüyoruz.

Bugün ki muhabbetimiz de böyle olsun bakalım😏

Herkese güzel ve benimle beraber günler dilerim 💗





1 Ocak 2021 Cuma

2021 GELDİ!

 YILIN İLK GÜNÜ



Evet! yepyeni bir yıl geldi çattı! Umut dolu, para dolu, sağlık ve huzur dolu bir yıl olması dileğiyle... 

2021 yılının ilk günü sizi selamlamak istedim. Dün ailemle birlikteydim. Güzel bir gündü yani. Bugünse kuzenlerimle, dayımlarla birlikte bizim balkonda barbekü yapıyoruz. Bu her yılın ilk günü yaptığımız bir şey. Kar yağdıysa karda sucuk yeriz, hava iyiyse piknik yaparız, evde hep birlikte tatlı veya hindi yer yeni yılın ilk günlerinde birlik oluruz. Çocukluğumdan beri bize öğretilen ''kanından, canından kopamazsın'' oldu.  İyi günde, kötü günde her zaman birlik olunması gerektiği... 

Annemler barbeküyü yakarken biz de kuzenlerimle ve ablamla birlikte salonda kahve içerek muhabbet ederken yılın ilk gününde buraya yazı yazmak istedim.

Gönlünüzce bir yıl olsun tekrardan! Sevdiklerinizle huzurlu bir yılınız olsun...

2020 yılına bakacak olursam benim için çok karmaşık bir yıl oldu. Birden virüsün ülkemizde görülmesiyle okullar kapatıldı ve ben apar topar Ankara'ya geldim. Ankara'ya gelmemle arkadaşlarımdan tamamen uzak durdum birkaç ay. Bazı arkadaşlıklarımı tamamen kestim, hayatımdan belirli insanları çıkardım bu dönem. Bu dönem hemen ardından yeni ev arayışlarına girmiş olduk ve apar topar taşındık. Ablamın kendine araba almasının ardından direk annemlerle Balıkesir'e geldim. 

Balıkesir'de bir ilişkiye başladım. Tam bu diye düşündüğüm insanla. Kuzenimle aramız inişli çıkışlı oldu bu dönem. Büyükbabamın sağlık durumu o zamanlar kötüye gitti. 

Ailemle anlaşmazlıklar yaşadım uzun bir dönem derken yaz bitti, dersler başladı ve hemen ardından sınav dönemi başlamış oldu. Bana da Ankara yolu gözüktü. 12 saatlik yolculukta bütün yılı düşündüm aslında. Nelerin üstünden geldiğim, nelerde hatalarımın olduğu vs.

Ankara'ya gelmemle sınav dönemimin vasat geçmesi ben de bazı mental sorunlara yol açtı diyebilirim. Günde çok az uyku uyumam, sürekli bir dipte olma durumu... Arkadaşlarımın her gün beni arayıp kontrol etmelerine yol açmıştı. Her telefonu ağlayarak açıyordum. Bir daha ağlamayacağım diyerek kapatıyordum. İlişkimin inişli çıkışlı olması da buna pekte katkı sağlamadı.

Annemler ben geldikten bir buçuk ay sonra Ankara'ya geldiler. Bu süreçte annem biraz rahatlattı açıkçası. Ablamla beraber sürekli konuşup beni rahatlatmaya çalışmaları ise benim toparlanmaya itti.

Rusça küfür öğreneyim niyetiyle başladığım Rusça derslerine sıkı asılıp cümle kurmaya başladım.

Uzun süre resim çizmeye yeltenmiyordum. Tekrar kalem ve boyaları elime aldım diyebilirim. 

Büyükbabamın son zamanlarda durumunun yine kötüye gitmesi de benim artık sınırımı zorladı diyebilirim. Her sabah hastanenin yolunu tuttum. O hastane ortamı beni biraz kendime getirdi açıkçası. Büyükbabamla da vakit geçirdikçe de rahatlamama neden oldu. Bir bunalımda olduğumu fark ettiğini söyleyip geçmişteki, çocuk benden bahsetmesi, eski neşemin ne kadar güzel olduğundan bahsetmesi dönüş yolunda otobüste hıçkırarak ağlamama sebep oldu. 

Eski beni hatırlamamı sağladı açıkçası.

Ertesi gün elimde Yusuf Atılgan kitabıyla hastaneye gidip büyükbabama kitap okudum. Eski zamanlarda olduğu gibi...

İki katlı toz pembe ve açık mavi evimizin büyük bahçesinde, koca vişne ağacının altında oturup ona kitap okuduğum zamanlardaki gibi... 

o da eski zamanları hatırladı ben de.

Çok şükür hastaneden eve geçti. Bu sene sağlığının dalgalı olması beni yıpratsa da hayatta tökezleyebileceğimizi de hatırlatıyor.


Benim 2020 yılım aşkı bulmamla, hastalığı aramamla, okulu özlemekle geçti.😊

Umarım 2021 bundan çok daha iyi olur. Gelen gideni aratmasın.

Bu yıla umutla bakın, kendinizden emin olun istiyorum.

Bu yılda da beraber olmamız dileğiyle! 💗

YOL DAHA ÇOK UZUN

  Yol Daha Çok Uzun Herkese cehennem sıcağı bir günden merhaba! Ayy bu Ankara'nın cehennem gibi sıcağı nedir böyle aşklar ya eriyorum re...