.SUYA DÜŞEN PİSİCİK.
SUYA DÜŞEN PİSİCİK
Herkese merhaba! Öncelikle uzuun bir süredir yoktum. Bunun sebebi yeter yaa diyip pılımı pırtımı toplayıp Balıkesire gelip biraz inime çekilmekle idi. - Bu arada asla öyle olmadı annemgil hadi gidiyoruz kızım yanına fazla eşya alma demesiyle gelmiş olsam da siz öyle sanın.-
Neyse işte Temmuz ayından beri Balıkesirdeyim ki bu benim için bir ilk. Bu kadar uzun süre kalmam benim için imkansız gibi bir şeydi ama insanoğlu işte büyük ye büyük konuşma. Açıkçası bu aralar benim için karışık bir dönem millet. Her şeyimle yetemiyorum gibi geliyor değer verdiğim insana, insanlara.
İnsanlar illa sizin çabalarınızı ağzınızdan duymak zorunda mı?
Yani size canı gönülden inanmaları bu kadar zor mu?
Bilemiyorum... Galiba zor geliyor.
Kendimi en çok ifade ettiğimi zannettiğimde insanlar bana tam aksiyle geliyor sanki.
SÜTÜYLE KAFA BULAN KEDİ
Biraz iç döktükten sonra gelelim anılar kısmına. Eveet!
Tekrar yapmak istediğiniz şeyler var mı bu hayatta? Tekrar ve tekrar o ana gitmek istediğiniz bir an?. Ben bunu düşündüğümde gözümün önüne gelen ilk anımı anlatmak istiyorum sizlere.
Lise de okurken, mahallemizde alzheimer hastası bir teyzemiz vardı. Okula gitmek için sabahın 8.30 un da evden çıktığımda -ders 8 de başlıyor bu arada- bu teyzeye rastlamıştım. Nereye gittiğini sorduğum da tiyatroya gittiğini söylemişti. Evinden kaçtığı o kadar belliydi ki evine götürmedim tabi ki alıp onu daha yeni açılmakta olan bir pastaneye götürdüm. '' Gel teyze karnımızı bir doyuralım seninle, ondan sonra birlikte gider hangi tiyatroya girmek istersen gireriz'' dedim. Bana '' beni kandırma kızım. Sen kandırma bari şu yaşımda'' dedi. Sonra sıcak poğaçaları yemeye başlarken de anlattı aklından ne geçtiyse. Rahmetli eşi eskiden ulusta tiyatro bileti satarak kazanırmış parasını. Onunla da bu sayede tanışmışlar. Bana bedava bilet verir sonra da azar yerdi diyor kahkaha anlatarak. Babam vermek istemedi başta beni ona. Parası yok bunun, çalıştığı işten kazandığı iki kuruşla kim geçinecek diye karşı çıktı. 3 kere istemeye geldi ve her geldiğinde de başka bir işe girmişti. Allahtan en sonunda biri aracığıyla SSK da işe girdi de babam razı geldi dedi. Evliliğimizin en özel zamanlarında, kavga ettiğimizde hep tiyatroya giderdik. ''Lohusayken bile götürdü beni deli adam'' dedi sesi kısılırken. Daha sonra kalbinde sorunlar ortaya çıktığından kalbine pil takıldığından bahsetti. Şekerde durumunu ağırlaştırmasına yardımcı olmuş. Her gün hastanede başında beklediğinden bahsetti. Son zamanlarında eşi '' şuradan çıktığım da seninle tiyatroya gideriz'' demiş.
Teyzeyle o gün tiyatroya diye eve giderken sadece okula gitmemek için bir bahane olarak görürken asla öyle olmadığını, yıllar geçse bile teyzeyle konuşmanın aklımdan çıkmadığını fark ettim. Ve ince şeylerin aslında sizin hayatınızı belirlediğini anlamıştım. Tekrar o anı yaşamak istediğim anılar yaratacağıma da söz vermiştim.
Teyzeye gelecek olursak da;
Kızlarının söylediğine göre birlikte o son tiyatroya gitmek nasip olamamış.
Teyze hep o anda kalıyormuş
ve
evden kaçıp hastaneye eşinin yanına o son tiyatroya gitmeye çabalıyormuş.
Derler ki, boğulan biri küçücük bir saman çöpüne sarılırmış. Çünkü artık düşünüp seçecek zamanı kalmamıştır. Saman çöpü bir sineği bile taşıyamaz, koca bir insanı nasıl taşısın? Fakat onun aklına bunlar gelmez ve saman çöpüne tutunmak ister…
-NİKOLAY GOGOL
İyi geceler... :)

