26 Aralık 2020 Cumartesi
AŞK İÇİNDE BAŞLAR
21 Aralık 2020 Pazartesi
paylaşılmayan yazılardan kesitler
Bir kere düzgünce olması gerektiği gibi rica ediyorum ve olmayınca tamam diyorum. Büyükbabam bana vicdan adamı öldürür der. Vicdanları rahat etmiyor ve bir vicdan rahatlatma yöntemi olarak tekrar tekrar aranıyorum. Yine sağlam bir duruşla tamam diyorum.
***
Çiçekler kimseyle rekabet etmez. Çiçekler sadece açar
Güzel bir şarkıyla veda ediyorum o zaman 😁 https://www.youtube.com/watch?v=x2qnDm7hyq0
14 Aralık 2020 Pazartesi
LİSTE TUTAN KEDİ
7 Aralık 2020 Pazartesi
570!
Önceki paylaştığım linkten bana ileti yazmanız artık zor. Çünkü o platformda olmamaya karar verdim ve sizinle yeniden başka yerlerde birlikte olacağımız platformdan link atana kadar takipte kalın! Geri buluşana kadar beklemede kalın benim sadık pisiciklerim!
Bir süre daha buralarda olamayacağım ama bu demek değildir ki sizi düşünmediğim! Gelen, okuyan, bana yazılarım hakkında yorumlarını whatsapp veya başka yerlerden söylemeniz bana çok şey ifade etmekte. Özellikle yazılarımı okuyan arkadaşlarım buradaki yazılarıma bakarak çıkarımlar da bulunup, ruh halimi anlamalarına minnettarım.
Bu blog maceramda 23 okuyucudan 570 kişiye çıkacağı aklıma bile gelmezdi. Başta kakaotalk 'da bir grup içerisinde bu fikrin ortaya atılmasıyla başlayan bu yolculuk buralara kadar geldi.
Ara vermem bir süre daha sürecek gibi. Çünkü hazır hissetmiyorum ki bu değildir bir şeyler yazmıyorum. Asla! Hala yazıyorum. Ama paylaşma sırası mı? İşte ondan emin değilim.😿
Yazıların içerisinde var olmaya çalışan bir ben olarak bu yolculuk bana çok şey ifade ediyor. Çünkü ben bu sayıya ulaşmayı asla beklemiyordum. Ailenin büyümesi, bu olayları benimle beraber bu kadar insanla hatırlanmasını asla düşünmüyordum.
22 Mart' ** dipnot:22 Mart tarihinde gerçekleşen önemli bir olay da Kılıçarslan'nın Musul seferidir** da başlayan bu serüvenin 1 yılını doldurmasına çok az kaldı ve benimle güncel kalmanız... Bu muazzam bir şey.
O yüzden...
YENİDEN BULUŞUNCAYA DEK HOŞÇAKALIN...
Benimle burada birlikte olmanızdan o kadar minnettarım ki...
Tekrar teşekkür ederim.
Her 570'inizi de seviyor ve kucaklıyorum.
Yeni kedi günlüklerinde birlikte olmak dileğiyle!
💗
28 Kasım 2020 Cumartesi
Pisicik Öneri istiyor!
Herkese merhabalar! Bir süredir aslında düşündüğüm, blogda yazdıklarımı paylaşmama kararı aldığımı size söylemeye geldim. Sırası olmadığını ve yazdığım şeylerin içimi daha bunalttığını fark ettiğim için sizi de bunaltmamaya karar verdim! 🙃
Kitapların hep hayatıma yön vereceğini düşünürdüm. Bir şeyler yaşadığım da ahh şu kitapda şöyle oluyordu, ben de şunu yapmalıyım bunu yapmalıyım derdim.
Ama bilin bakalım bu kız 21 yaşında neyi öğrendi?
Her neyse ne öğrendiğimi boşverin de hayatınıza yön veren, kötü zamanlarda ben bunu okudum ya da bana bu kitap iyi geldi diyen varsa bir ileti atmanız yeter!
Şimdiden ileti atan herkese teşekkür ederim 🥰
Bir süre sonra yazılarda buluşmak dileğiyle! ❤
18 Kasım 2020 Çarşamba
BARBAR KEDİ
Şimdii size son zamanlarda nefes almadan izlediğim Netflix'in yeni dizisi ''BARBARİANS'' dan bahsedeceğim... 😇
( Tarihi dizi sevenlerin ilgisini çekecek bir Alman dizisi)
Antik Yunan zamanında Yunanlılar Yunanca konuşmayan herkese ''barbar'' demişlerdir. Kelimenin kökeni buradan çıksa da Yunanlıların fikirlerini, hatta tanrılarını bile alan Roma İmparatorluğu barbar kelimesini de birçok millette kullandığını görmekteyiz. Kabile ve birlikleri ayıramayan, hepsi aynı deyip ''Barbar'' kavramını kullanmaktadırlar. -Türklere de barbar denilmekteydi-
Dizimizin adı da buradan gelmektedir.👆
Dizi tarihi bir roman uyarlaması.
Dizi Büyük Roma dönemindeki o meşhur '' Teutoburg Orman Savaşı''( Varus savaşı ya da Hermann savaşı) nı konu almıştır.
Milattan sonra 9 yılında gerçekleşen bu savaş Roma'ya dünyanın kaç bucak olduğunu hatırlatan bir savaş. Roma yıllar sonra tekrar seferler düzenlese de Cermen topraklarını tekrar geri alamıyorlar. Ve bu yenilgi onların uzun bir süre hafızlarından silinemiyor...
Dizi de anlatılan karakterler gerçek açıkçası.
O izlediğiniz kişilerin çoğu adını tarihe yazdırmış kişiler. (Folkwin hariç tabi... Dizi de direnişi başlatan, ateşi fitilleyen kişi olarak gözükse de tamamıyla kurgu. Direnişin önderliğini yapan asıl Thusnelda ve kocası Arminius dur.) Thusnelda mükemmel bir şekilde işlense de Arminius ile arasındaki ilişki biraz garip işlenmiş. Çocukluk arkadaşları olarak dizide geçse de öyle değil aslında. İkisi de aynı kabileden oldukları doğru olsa da Thusnelda ve Arminius'un ortak bir geçmişi yok.
Dizi tarihi güzel baz almış açıkçası. Karakterler, olay örgüsü her şey yerli yerinde ama benim dizideki üzümlü kekim Folkwin niye hikayenin tam ortasında? Biri bana söyleyebilir mi???
Ya dizi tarihe o kadar uyumlu ki ne diye araya kurgu sıkıştırıyorsun be arkadaş?
Burada asıl karakter Arminius!!!
Savaştaki başarısı, iyi komutanlığı ile tarihe adını yazdıran bu adam dizide niye süt isteyen yavru kedi gibi davranıyor?
Her lejyonda bulunan kartal sembolü de çok işlenmiş. Roma'nın onurunu simgeleyen bu simge için canını verecek Roma askerlerinin mücadelesi de iyiydi açıkçası.
Her bölüm yav bu niye öldü? al işte bu da gitti cümleleri kuracağınızı şimdiden söyleyeyim. Game of Thrones gibi gelen geçen ölüyor.
2. sezon gelir mi bilmem ama gelecek gibi finalde aşk üçgeni oluşturdular bu da EE BİZ ŞİMDİ NEREYE GELDİK dedirtse de daha Flavus reis gelecek. Flavus Arminius'un Roma'da birlikte el konulduğu erkek kardeşi. Ve Arminius Flavus'un yaşadığını dizide de söyledi. Roma'ya bağlı kalan küçük kardeş ve Cermen ordusunun başında bir abi güzel bir sezon olur. Ha bir de Thusnelda'nın Genral Germanicus tarafından esir alınması var. Yani anlayacağınız Cermen ve Roma arasında sular durulmuyor. Tarihten çıkacak dolu dolu hikayeler var ve böyle güzel işlenirse ne ala.
Almanlar güzel dizi yapmış. Tarihimizi anlatırken kendimizi iyice kahraman gibi gösterelim havasına girip de yüceltme gibi bir durum olmamış. Bir kitapta bu olayı ne okursanız onu yapmışlar. Her dizi gibi aşk ve entrika serpiştirilse de dizi akıyor...
![]() |
| Arminius ve Thusnelda💞 |
Ben kitapların arasında ruhumu teslim ederken siz de kendinize iyi bakınız... 💗
8 Kasım 2020 Pazar
Hikayesi ile kapılarınızı çalan kedi
Size çok güzel bir hikaye ile geldim.
Hadi gelin kulak verin bana...
Yıl 1943
Genç Mustafa’nın tayini kütüphaneci olarak Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne çıkar. Devlet memurluğu o dönemde süper bir şey, çünkü özel sektör falan yok. Bizimki kütüphanede heyecanla okurları bekler; bir gün olur, beş gün olur, gelen giden yok.
23 yaşındaki genç memur “Ne yapayım, ne yapayım?” diye düşünür durur. Sonunda aklına bir fikir gelir, eşine söyler. Eşi önce “Deli misin bey?” der, ama kocasının bir şeyler üretme, işe yarama çabasını yakından görünce fikri kabullenir.
Köydeki çocuklar şaşırır. Eşeğe bir sürü kitap yüklemiş bir amca, o gariban çocukların küçücük ellerine kitapları verir. Düşünün, Noel Baba gibi. Noel Baba yalan, Mustafa Amca ise gerçek. Geyikler yerine eşeği var. Eşek de daha gerçek,
Mustafa artık Ürgüp’teki kütüphanede bir iki gün durmakta, diğer günler eşeği Yüksel’le köy köy gezmektedir. Köylerdeki çocuklar Eşekli Kütüphaneciyi her seferinde alkışlarla karşılarlar. Kalpleri küt küt atar heyecandan, sevinç içinde yeni kitapları beklerler. Mustafa Amca‘nın ünü etrafa yayılır. Diğer devlet memurları makam odalarında sıcak sıcak oturup iş yapmazken, Mustafa’nın eşeği Yüksel yediği otu hepsinden fazla hak etmektedir.
Zamanla insanlar kütüphaneye de gelmeye başlar. Mustafa bakar ki kütüphaneye kadınlar hiç gelmiyor.
Zenith dokuz tane, Singer bir tane dikiş makinesi yollar (ilk sponsorluk faaliyeti). Salı günlerini kadınlar günü yapar. Kumaşı alan kadın kütüphaneye koşar. On makine yetmediği için sıra oluşur. Sırada bekleyen kadınların eline birer kitap verir, beklerken okusunlar diye. Okuma-yazma oranının düşüklüğünü görünce halkevlerine okuma yazma kursları vermeye gider. Halıcılık kursları başlatır, bölgede halıcılığı canlandırır. Bu arada valilik Mustafa hakkında dava açar, “kendi görev tanımı dışında davranıyor” diye. 50 yaşına gelen Mustafa Amca baskıyla emekli edilir.
Mustafa Amca köylüler arasında efsane olur, yıllar geçtikçe köylerdeki çocuklarda okuma aşkı yerleşir. 2005 yılında Mustafa Amca vefat eder. Tüm Kapadokya çok üzülür, aralarında toplanırlar. Ürgüp’e Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin heykelini dikerler.
Yaptığın iş olduğu yerde durup duruyorsa, sende bir uyuzluk vardır arkadaş. İnsan var, dokunduğu yere değer katar; insan var, dokunduğu yere değer kaybettirir.
Bakın Nevşehir’den ve bu ülkeden nice müdür, amir, vali, bürokrat, milletvekili, politikacı geçti, binlercesinin adını kimse hatırlamaz ama Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin heykeli var.👏
30 Ekim 2020 Cuma
BİR KEDİNİN HATIRA DEFTERİ
BİR KEDİNİN HATIRA DEFTERİ
Hep günlük yazmayı çok sevmişimdir.
Bu blog'un varlığının bir nedeni de bu aslında.
Yazdığınız, yaşadığınız günleri okumak o kadar rahatlatıyor ki sizi. Ben ne kötü şeyler atlatmışım. Ben nasıl başarılı olmuşum. O zaman hatalıymışım. Bu insandan ta o zaman uzak durmalıymışım. İyi ki bu günü yaşamışım. Diyebilmek...
O zaman benden size bir tavsiye, gidin ve kendinize bir Nikolay Gogol kitabı alın.💗
Geçen yazdığım metin 324 okunma oranına ulaşmış 😻
Okuduğun için Çoook Teşekkürler!
O zaman kitap da geçen bir şiirle veda edeyim:
Bir saatçik görmesem sevdiceğimi
Bir yıldır görmemişim gibi gelir
Böyle kin duyarak yaşamaya
Sorarım, yaşamak mı denir?
Herhalde Puşkin'in.
ありがとう
https://www.tumblr.com/blog/tomriss
16 Ekim 2020 Cuma
SUYA DÜŞEN PİSİCİK
.SUYA DÜŞEN PİSİCİK.
SUYA DÜŞEN PİSİCİK
SÜTÜYLE KAFA BULAN KEDİ
30 Eylül 2020 Çarşamba
KEDİ İŞTE
Çocukluğumdan bu yana çok bir şey değişmemiş gibi hissediyorum bazen.
Ben ve uzaklara dalıp gidişlerim, dahil olmak isteyip olamayışlarım.
İnsan yedisinde neyse yetmişinde de aynı derler, henüz yirminin başındayım ama çok da yanlış bir söz değil.
Yine de yanlış çıksa çok da üzülmem gibi duruyor.
***
O halde; deniz köpüğü olmak olsun bugünün dileği de. Yutsun böylece deniz bize dair her şeyi, eriyelim dalgalarla birlikte...
25 Nisan 2020 Cumartesi
BOŞ MUHABBET KEDİSİ
22 Nisan 2020 Çarşamba
Kedi Günlüğü 'İLK AŞK'
AMAN TANRIM ilk aşkımı hayatta unutamam millet. Çünkü çocuk bende travmaya sebep olmuştu uzun bir dönem. YIL 2005 evimizi hemen yanında 10 adım mesafedeki Etlik de 120. yıl İ.Ö. okuluna gidiyorum o zamanlar. Sınıf Öğretmenim Nurşen Hoca ( Sizde benim için kötü anılardan sadece birisinden ibaretsiniz) idi o zamanlar. O zamanlar ki ben insanlarla iletişim halinde pek değildim. Daha çok resim çizerek iletişim kurar, çizdiğim resimlerdeki dünyalarda yaşardım. Okuma yazmayı en son ben öğrenmiştim çünkü harflerin bana karman çorman görünmesi işleri zorlaştırıyordu. çoğu harfi hep ters çizer, birbirlerine karıştırırdım. Hatta kendi uydurduğum alfabem bile vardı. Her neyse Nurşen Hoca da bunu bildiği için verirdi elime bir A4 kağıt en arka sıraya otur ve resim çiz. Gıkın çıkmasın. Evet böyle bir hocaydı. Ee haliyle pek ilgili bir hoca olmadığını anlamışsınızdır ki benim o zamanlar disleksi hastalığımı da fark edememişti.
YOL DAHA ÇOK UZUN
Yol Daha Çok Uzun Herkese cehennem sıcağı bir günden merhaba! Ayy bu Ankara'nın cehennem gibi sıcağı nedir böyle aşklar ya eriyorum re...
-
PİSİCİKLERİMLE MUHABBET Bu yazı uzun zamandır benim yazılarımı okuyan bloğumun asıl sahipleri olan takipçilerimin sorularını, dertleşmeleri...
-
Artık Yetişkin Olmuş Bir Kedi Merhabalar efendimm! Ben geldim! Ho Ho Ho😄 Bu yazıyı ayarladığım paylaşma tarihinde ben Şirince de arkadaşla...






















