13 Temmuz 2025 Pazar

YOL DAHA ÇOK UZUN

 

Yol Daha Çok Uzun



Herkese cehennem sıcağı bir günden merhaba! Ayy bu Ankara'nın cehennem gibi sıcağı nedir böyle aşklar ya eriyorum resmen. Aylardır hayatımla ilgili bir durum güncellemesi yapmıyordum. Sonunda nefes alacak bir fırsat buldum da kediciklerime kavuşabildim. Buzlu kahveleriniz, içecekleriniz hazırsa gıybetimize geçelim o halde!😽





En son konuştuğumuzda biraz kendime yoğunluk verdiğimden bahsetmiştim. Öyle de yaptım. Kendime, hayatıma odaklanayım derken ordaann burayaa savrulup durdum hengamede. İyi mi oldu? Bana sorarsanız çok iyi oldu. Biliyorsunuz ki benim normal, asıl mesleğim Tarih öğretmenliği. Başka bölüm de okudum tabi bu süreçte -O da bitti- ama asıl mesleğim her zaman öğretmenlik oldu benim için. Bir buçuk yıldır iki okulda öğretmenlik yaptım. Mezun olduğum zaman ve staj döneminde mesleğime aşık biriydim. Üni'de okurken tarihi ne kadar seven biri olsam da öğretmenlik yapabileceğimden emin değildim ama bu fikir ben de mezun olduğum gibi değişti. Stajdayken yaptığım işe, öğrencilerime aşık olmuştum. - Bunda en büyük katkı staj yaptığım okul şansıma çok çok iyi bir lisenin denk gelmesiydi- Mezun olduktan sonra harıl harıl KPSS çalışırken bir yandan da özel bir okulda öğretmenlik yapıyordum Sonra oradan çıkmak durumunda kalıp başka bir okulda öğretmenliğimi yapmaya devam ettim. Şimdi gelelim kuru fasulyenin faydalarına. Öğrencilerimin çoğunu çok sevsem de bazı erkek öğrencilerimin fazla ilgisi, öğretmene platonik olayları falan maalesef yaşadım. Bu olay sadece böyle kalsa da lakayt tavırlar yaşamak beni baya bir sinirlendirdi. Sonrasında da benden daha kıdemli öğretmenlerin - 40'lı yaşlarındaki kadın iş arkadaşlarımdan bahsediyorum. Onun dışında diğer bütün iş arkadaşlarımdan çok memnundum allah var yani şimdi. (müdür g.vatı hariç)- bana karşı tavırları, salak saçma muhabbetleri irrite etti. Ve dedim ki kendime ben bunu çekemem. Böylelikle öğretmenlik kariyerim şimdilik sona ermiş oldu. Tabi bu süreçte ben çok iyi bir makeup academy'den de profesyonel makeup dersleri aldım, elimin altında da bir sertifikam olmuş oldu. Hem de sektörden önemli insanlarla tanışma fırsatım oldu. Eee ben şimdi ne yapacağım arayışına girdim.


 Bundan sonra ne yapacağım? 


Yol beni nereye götürecek? 

Öğretmen olmaya devam mı edeceğim? Diğer mesleğimden mi yolumu çizeceğim bir veteriner kliniğinde mi çalışacağım? Yoksa güzellik sektöründen mi ilerleyeceğim?

Yolum artık makyaj uzmanlığından gider derken birden ünlü bir firmanın şube müdürü oluverdim. Kozmetik ile asla alakası olmayan hem de! Yemek sektöründe. Başta güzel başlayan, iş yüküm çok olsa da ya artık seviyorum galiba ben bu işi dediğim bir zaman da olanlar oldu ve ben birden istifa ettim. Bu da başında durmuş olduğum şubede altımda çalışanları ile alakalıydı. Ya çizgimden çıkıp yıllardır korumaya çalıştığım sinirimi ortaya çıkaracak ve onları orada gömecektim ya da kalitemi koruyup bir çözümünü bulacaktım. Sinirimi kontrol edebildim bir nokta da ama bir çözüm bulabildim mi dersiniz? E istifa etmemdi işte ksajhghj😼. Neyse bu macera da böyle bitti. Çalıştığım şubeden olmadı ama firmanın genel yönetiminden iyi insanlar hala hayatımda kalabildi. Sağ olsunlar ben çıkışım için gittiğimde hayır biz seni kaybetmek istemiyoruz, başka şubeye yollayalım seni, istersen de yeni açılacak şubeye de yollayabiliriz yanına da yeni giren elemanları yollarız sen onları eğitirsin falan deseler de inadım tutmuştu bir kere. Beni lafımdan geri döndürebilene aşk olsun. Ama ne olursa olsun bir aramama bakacağını, kapılarının her zaman açık olduğunu söylemeleri benim için dünyalara bedeldi.

 

Şimdi peki ne yapıyorum? 


Evet gelelim günümüze. Şimdi de şehir hastanesinde çalışıyorum sgdhjk. Ne alaka diyeceksiniz inanın ben de bilmiyorum. Son iki yılımda denemediğim, girmediğim sektör kaldı mı bilmiyorum. Girdiğim her işi layığıyla yapsam, çok çabuk işe alışıp öğrensem de o işi yaparken rahat edebilmemin benim için en önemli olduğunu öğrendim bu sürede. İşte oldukça ciddi birisi olsam da Yaprak dökümü Ali Rıza gibi burnumdan kıl aldırmıyordum. Ama size bir şey diyeyim mi böylesi çok daha iyi. 

Şimdi ise izindeyim. İki gün sonrasında Balıkesir'e yola çıkıyorum. Hem biraz tatil yapmak için, hem de İncir'i annemlere bırakmak için. Yazın annemler Balıkesir de oldukları için ben de evde olmadığım için İncir oldukça bunalımda. Çünkü evde yalnızken ne mama yiyor, ne de tuvaletini yapıyor. Ben eve gelene kadar uyanmıyor bile. Evde birini arıyor sürekli. Onun içinde bu çok daha iyi. Hem zaten kısa bir süre için. Ben aynı zamanda yeni bir ev bakacağım. Ablamın oturduğu muhitte, ablama yakın olmaya karar verdim. Yeni bir ev için hem araştırma yapmam hem de para biriktirmem gerek. Anlayacağınız yolum daha çok uzun. Yapmam gereken tonla şey, yaşamam gereken onca şey var. 

Hı bu süreçte hayatımdan Sıcak çikolatayı da Şarabı da çıkartmış oldum. Zaten ikisi de benim için, hayatım için de olmayacak kişilerdi.- Anlamadıysanız eğer bahsettiğim yazıya https://uzaydangelenkedii.blogspot.com/2025/02/scak-cikolata-ve-sarap.html linkten bakabilirsiniz- Heves değil de hayatımın bir döneminde olmaları bana öğretecek bir şeyleri varmış diyelim. Onlardan sonra da ne hayatıma birini aldım ne de birisiyle o şekilde flörtleştim diyebilirim. Arkadaşlarım sağ olsunlar her hafta bana başka birileri için 'yaa bu çocuk tam sana göre', 'kızım kimse kapmadan sen kap şu çocuğu' sürekli başımın etini yeseler de henüz bir enişte adayınız yok ehehe. Arkadaşım, akrabam zannettiğim bazı insanları da hayatımdan tamamen sildiğim bir dönem oldu ayrıca bu dönem. Mutluyum, umutluyum ve sürekli koşturuyorum hayatımın bu evresinde. Buna da şükür. Güzel başka şeyler de oldu bu süreçte. Kendimi zor tutuyorum anlatmak için ama daha zaman var. Dört gözle bekliyorum pisiciklerim size anlatmak için! Sizleri seviyorum. Yeni bir yazıda görüşene kadar hoşça kalın!💗

Tumblr hesabıma ulaşmak için alttaki linke tıklayabilir beni oradan da takip edebilirsiniz!👇

https://www.tumblr.com/zaundangeldim

Çizgi ve Wattpad hesaplarıma da alttaki linklerden ulaşabilir, kurgularımı okuyabilirsiniz!👇

https://cizgi.studio/profil

https://www.wattpad.com/user/MelinoeJr


27 Haziran 2025 Cuma


Kendini Hatırlatma Şeysi

 Herkese merhabalar! İyiyim merak etmeyin. Sadece iş yoğunluğundan bloğa yazı atamadım. Ama yakın zamanda yeni güncel bir yazı gelecek. Hayatımın geçiş dönemi biraz yorucu ve dolu geçmekte bu yüzden hiçbir şeye zaman ayıramaz oldum😿 ama geri geldim. Neler neler oldu her şeyi konuşacağız. Çok yakında. Sizleri seviyorum💗😻

12 Mart 2025 Çarşamba

ROMANTİZM AŞIĞI KEDİ

 Romantizm Aşığı Kedi





(İncir ile olduğum fotoğraflarımı uygulamada anime haline getirdim. Bir süre blogda bu hallerimizi görebilirsiniz. 30$ verdim. O yüzden sizi biraz bu görsellerle darlayabilirim.)



Herkese merhabalar!! Az önce tumblr hesabımda şöyle bir yazı paylaştım👇 ve aklıma 'blogta neden böyle bir yazı yazmıyorum ki?' diye bir düşünce geldi.



Harbiden son zamanlarda neden bu kadar romantizme takmıştım? Beni bu kadar içine çeken ne? Bu soruları kendime sorarken biraz araştırmaya başladım. Bulduklarımı da buraya yazarak ve sevdiğim aşk hikayelerimi de size anlatmak  istedim.(Çok devrik bir cümle oldu ama saat 05.23 lütfen anlayış gösterin) Biliyorsunuz bir şeyler anlatmak bu hayatta en sevdiğim şey kediciklerim!

O zamannn bugün ki konumuz 'ROMANTİZM' olsun mu? Ee olsun o zaman. 

Romantizm, yalnızca aşkın anlatıldığı bir tür değil, insanın en temel duygularına hitap eden bir anlatım biçimidir. Bizi mutlu eden, hüzünlendiren, heyecanlandıran, hatta bazen ağlatan aşk hikayeleri aslında iç dünyamızla, hayallerimizle ve özlemlerimizle doğrudan bağlantılı. Bugün romantizm, Animelerden Hollywood filmlerine, dizilerden romanlara kadar geniş bir yelpazeye sahip. Romantizmin en eski örnekleri mitolojilerde saklı. Yunan, Mısır, Hint ve İskandinav mitolojileri, aşkın ilahi ve trajik yönlerini anlatan sayısız hikaye ile dolu. Aşk Yunan mitolojisinde o kadar önemli bir yerde ki Aşkın en güçlü temsilcisi olan Afrodit ve oğlu Eros mitolojide önemli bir rol oynar. O zaman yazıma Eros'tan başlayalım. 

Eros, bir ölümlü olan Psyche'ye aşık olur ve onu Afrodit'ten korumak için gizlice saraya yerleştirir. Sadece karanlıkta buluşan Eros ve Pysche, birbirlerine aşık olurlar. Fakat Eros yüzünü hiç Psyche'ye göstermez. Karedşlerinin dolduruşuna gelen Psyche bir gün gizlice gece lambasını Eros'un yüzüne yaklaştırır ve ona bakar. Erosumuz gece lambasının ışığıyla uyandığı gibi karşısında Psyche'yi görür ve kendini ihanete  uğramış hisseder ve onu terk eder. Bir daha Eros'u göremeyen Psychemizi ise bir ölümlü olarak oldukça zorlu yollar bekler. Sevdiği adama ulaşma çabasını gören Zeus ise buna kayıtsız kalamaz ve onunla birlikte olmaya zorlar. Şaka şaka skjfhj böyle bir şey olmaz elbet. Neyse konumuza geri dönelim. Kayıtsız kalamayan Zeus Pysche'ye ölümsüzlük bahşeder ve Eros ile Pysche ikilisi evlenir. Bunu size niye anlattım bilmiyorum cidden ama benim sevdiğim hikayelerden bir tanesidir. Bu hikaye mitolojide güven ve sabrın aşk için ne kadar önemli olduğundan bahseder insanoğluna. 

Romantizm, bize sadece bir aşk hikayesi anlatmaz. Aynı zamanda aşkın, sevginin, bağlılığın ve kaybın doğasını da sorgulatır. Okuduğumuz ya da izlediğimiz karakterlerin ilişkilerini değerlendirirken, kendimizi de işin içine katıp analiz ederiz. ''Ben böyle bir aşk ister miyim?'', ''Aşta gerçekten önemli olan nedir?'' ya da ''Benim için doğru kişi kim?'' gibi.

Benim en sevdiğim aşk hikayesi size daha önceden de bahsetmiş olduğum Yunan mitolojisinden alınmış Madeline Miller'ın yazmış olduğu 'Ben Kirke' kitabıdır. Bu hikaye zaten benim mitoloji de favori hikayelerim arasında hep baştadır. Ama anlatış tarzı, hikayeye bağlı kalışı olsun bayıldığım noktalar arasındadır! Kirke hikayemizin başında ne kadar güçlü bir ailesinin kızı olsa da Tanrıların arasında yalnız kalmış bir çocuk. Güneş Tanrısı Helios ve bir deniz perisi olan Perseis'in kızı olan Kirke, diğer tanrılar ve tiranlar kadar ne güçlü ne de güzel değildir.Bu yüzden de hep yetersiz olarak hissettirilir. Ölümsüzlüğü olan ama sıradan görünen bu genç kız farkında olmadan bir gücünü keşfeder. Büyü. Tanrılar doğuştan güçlülerle dolatılmışken, Kirke büyüyü öğrenerek ve çalışarak kaderini kendisi şekillendirmeye başlar. 

Artık genç bir kız olan Kirke, ölümlü bir çoban olan Glaukos' a aşık olur.Glaukos 'Keşke güçlü biri olsaydım o zaman hem ölümsüz olur sonsuza dek seninle yaşar, hem de seni her şeyden korurdum' demesi üzerine Kirke ona büyü yapar. Ancak Glaukos, bir tanrıya dönüştüğünde Kirke yerine güzel bir deniz perisi olan Scylla'yı tercih eder. Kirke , kıskançlığından Scylla'ya büyü yapar ve onu canavara dönüştürür ve büyük bir ceza alır. Kitapta bu olayla ilgili Kirke'nin çok iyi bir lafı vardır: ''Cadılık illa nefret, kıskançlık ya da başka türlü bir kötülükten doğmaz; ben ilk büyümü aşkımdan yapmıştım.'' Evet, Kirke ilk büyüsünü sevdiği adama onu tanrıya çevirmek için yapmış, ikinci büyüsünü ise sevdiği adam tarafından ihanete uğrayınca kıskançlığından yapmıştı. Aiaia adasına sürgüne gönderilir. Bu bir ceza gibi görünse de aslında Kirke için bir özlüğün başlangıcıdır. Artık tanrıların koymuş oldukları kurallarından uzakta, kendi büyüsünü geliştireceği, kendini tanıyabileceği bir dünyaya sahip olma fırsatıdır.

Kirke, Aiaia'da yaşamaya başlar ve burada büyücülüğünü geliştirir. Bitkilerle, doğayla ve hayvanlarla iç içe bir yaşam kurar. Adaya uğrayana denizcileri domuza çevirerek dünyasını korur. Ancak zamanla yalnızlığı git gide ağır basmaya başlar. Ziyaretçileri arasında Tanrı Hermes ( ada dışında dış dünyayla alakalı olup biten her haberi Hermesten alır. Hermes onun eğlenceli vakit geçirmesini sağlayan sevgilisi haline gelir.), korkunç Minotor'un annesi Pasiphae, Girit Kralı Minos, Truva Savaşı kahramanı Daedalus ve elbette Odysseus vardır. Kirke bu süre zarfında yalnızca bir büyücü olarak değil, aynı zamanda kadın olarak da kendini tanır ve güçlenir. 

Odysseus, Troya Savaşından dönerken adaya gelir. Odysseus'un kurnaz zekası ve yorgun ruhuna hayran kalan Kirke (aslında kendini görüyor adamda)ona yardım eder ve aralarında güçlü bir bağ oluşur. Bir süre adada birlikte yaşasalar da Odysseus İthaka'ya geri döner. Ancak oğulları Telegonos (Telemakhos), Odysseus adadan ayrıldıktan sonra dünyaya gelir. O kadar üzücü ki Kirke tek başına adada Telegonos'u büyüttü ve Odysseus onun varlığını hiçbir zaman öğrenmedi. ( Hatta mitolojide daha sonrasında Telegonos büyüyüp babasını aramak için İthaka'ya gittiğinde, kaderin cilvesi Odysseus'u yanlışlıkla öldürüyor. Bu olay bence mitolojinin en trajik baba-oğul ilişkisi)(Bir de mitolojide bir oğulları daha vardır Latinus. Ama kitapta bahsetdilmedi diye ben de girmedim hiç konuya.)

Kirke bu ayrılığ kabullenir ve artık kendi hayatını kendi yönetmeye bvaşlar. Odysseus'tan sonra bile Kirke'nin hikayesi devam eder. Oğlu Telegonos'u (Telemakhos) büyütür, kendi kaderini çizer ve en sonunda tanrısallığını sorgulayarak ölümlü olmayı seçer...

Ben Kirke'nin bu kendi kaderini çizen bu dik duruşuna, erkek kahramanların gölgesinde kalmak yerine, kendi hikayesini yaratmasına hayranım dostlar. Kadınların tarih boyunca susturulmasına (Tanrı bile olsanız), yalnız bırakılmasına ve dışlanmasına karşı Kirke güçlü bir ses olmuştur. 

Şimdi romantizm'den nerelere geldi bu konu? Ben size neden bunu anlattım? Hemen cevabını vereyim.

Romantik hikayelerde genellikle aşk, kahramanların birbirlerine kavuşmasıyla sonlanır. Ancak Kirke için aşk, birine bağlanmaktan çok, kendi yolunu çizerken sevmek ve sevilmekle ilgili.

Genç ve deneyimsizken ölümlü bir adama aşık olması, onun sadakatsizliğini ve yüzeyselliğini fark ettiğinde aşkın bir zayıflık olmadığını, yanlış birine duyulan bir aşkın insanı nasıl kör edebileceğini öğrenir. Hermesle yaşadığı ilişki saf fiziksel çekim ve eğlence doludur. Odysseus'un ona getirdiği aşk daha entelektüel ve derin bir bağdır. Ne kadar ona aşık ve hayran olsa da Odysses'un kalıcı olmadığını bilir ve onun gitmesine izin verir. Hatta ona nasıl gideceği konusunda da yardımcı olur. Çünkü aşkı bir bağlılık zinciri olarak görmez. 

Kirke, romantizmi sahiplenmek ya da birine bağımlı olmak olarak değil, seçme özgürlüğü olarak yaşar. Aşk, onu tamamlayan bir şey değil, sadece onun özgürlüğüne eşlik eden bir duygu haline gelir.


Benim Kirke'yi sevmemin bir diğer nedeni de aşka ve romantizme olan bakış açısıdır. Bunu da size anlatmadan - hele ki bu yazıda- geçemezdim. Yeni bir yazıda tekrar görüşmek dileğiyle! 


💓





Ayağa kalkıp karşısında durdum. ''Söylesene' 'dedim, ''babanın zehirlerim konusunda haklı olmadığını nereden biliyorsun? Sana oturduğun yerde iksir vermeyeceğimi nereden biliyorsun?'' 
''Bilmiyorum.''
''Yine de burada kalmaya cesaret edecek misin?''
''Ben her şeye cesaret ederim.'' dedi Hermes.
İşte böyle sevgili olduk.

-Syf,99.


(Bu arada küçük bir not ben her zaman Kirke'yi Hermes ile yakıştırırım. Kim böyle bir Tanrı'ya hayır der ki!)

(Bu arada tekrar küçük bir not daha mitolojide Kirke ve Hermes'in de iki oğlu olduğundan bahseder. Bunlar Faustus ve Agrius'dur. Kraliçe Hermes'i de es geçmemiş yanii suadhfjkslk)

20 Şubat 2025 Perşembe

ÖLÜ BAKİRELER

 Ölü Bakireler




Eski zamanların karanlık çağlarında, Tanrı Dağları'nın eteklerinde kurulmuş olan Atherion Krallığı, eski efsaneler ve kadim geleneklerle dolu bir topraktı. Bu krallık her dört yılda bir düzenlenen korkunç bir ritüelle anılırdı. Krallığın varlığını sürdürebilmesi için, genç bakirelerin tanrıya kurban verilmesi gerektiğine inanılıyordu. Bu kurban töreni, krallığın tüm kaderini belirler, tanrıların gazabını yatıştırır ve bereket getirdiği düşünülürdü.


 Zoe bu yıl seçilmiş olan kurbanlardan yalnızca bir tanesiydi. On sekiz yaşına yeni girmiş bu genç kız ne kendisinin ne de diğer kızların ölüme gitmesine içten içe karşıydı. Hayatı daha yeni başlamışken, kaderinin bu acımasız ritüelle mühürlenmiş olduğunu öğrenmek, ruhunda derin bir öfke uyandırdı. Tören günü büyük bir kaos yaratıp hem kendini hem de diğer kızları kurtarabilmek için bu hayatta yapabileceği en iyi şeyi yapmıştı 'karmaşa'.



 Karmaşa yaratan, ritüele karşı gelen herkese tek bir ceza verilirdi, ölüm. Bu yıl tören tamamen mahvolmuş, bütün kurbanlar kaçmayı başarmıştı.


 Şimdiye çoktan ölmüş olması gereken bu kızların cesareti ve başkaldırısı, krallığın kadim geleneklerine meydan okuyan bir direnişe dönüşüyor. Bu tehlikeli kaçış, sadece özgürlük için değil, aynı zamanda krallığın karanlık sırlarını ortaya çıkarmak için de bir yolculuğa dönüşüyor. Tanrı Dağları’nın derinliklerinde, eski efsaneler ve unutulmuş sırlar yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor.


 Bu dünyada hayatta kalmak, sadece güçlülerin değil, aynı zamanda en cesurların da hakkıdır. 


"Η δύναμη βρίσκεται στην ενότητα."


 "Güç birliktedir."


Ölü Bakireler' ve diğer yazmış olduğum hikaye olan 'Son Tanrı' için aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz👇

https://www.wattpad.com/user/MelinoeJr

https://cizgi.studio/profil




Sıcak Çikolata ve Şarap

 Sıcak Çikolata ve Şarap








not: Bu yazıda hiçbir şahıs için ne bir hakaret, ne bir nesneleştirme kullanılmamıştır. Yazıda bahsedilen kişilerin yalnızca haklarını ve gizliliklerini korumak için takma ad verilmiştir.



Karlı bir akşamdan herkese merhabalar! Nasılsınızz?? Geri dönüş yazıma iyi bildirimleriniz için çok teşekkür ederim.💗 Son yazıyı 2038 kişi okumuş💗Sizi çok seviyorum nasıl teşekkür etsem az. Sıcak çikolatamı hazırlayıp arkada Billie Ellish şarkısı da açtığıma göre azıcık gıybet edelim istiyorum. 

Öncelikle yılın ilk yazısının bu kadar geç gelme sebebi bilgisayarımın ekran kartının yanmış olmasıydı. Ocak ayının ikici haftasından beri bilgisayarsız kalmıştım. Ve size saçma sapan hislerimden, ilişki durumumdan bahsetmeye geldim çünkü uzun zamandır saklıyordum sizden -2 yıldır-, kendimden.

Uzun zamandır ilişki detoxundaydım. 2023'de bir ilişkim oldu.Geçen yazıda bahsetmiştim biraz zaten. O aralar size söyleyemedim, bırakın size söyleyebilmeyi üç beş arkadaşım dışında kimseye diyemedim. Ailemden bile saklamıştım o dönemlerde. Çünkü kendisi benim ex sevgilimdi. Uzun bir aradan sonra tekrar deneyelim demiştik.(HAYATIMDA ASLA YAPMAM DEDİĞİM ŞEYLERDE: Eski sevgilimle asla tekrardan birlikte olmam -yapıldı- çok şükür asla yapmam dediğim ama yapmadığım ne kaldı acaba ldkjhgsjk) Neyse onunla da olmadı zaten sonra ben uzun bir ara verdim. Şu anda da manitam yok bu arada yanlış anlaşılmasın. Sadece size anlatmadığım, blogdan uzaktayken yaptığım, hissettiğim şeyleri anlatıyorum hepsi bu. Neyse bizden bir halt olmadı zaten. Ben tabi bana verilen sözlerin tutulmadığına, söylenen yalanlara, hayallere ve boşa giden emeklerimin kırgınlığından bir süre savrulup durdum. Çok sürmedi ama bu durum çünkü ben zaten ilişki içerisindeyken de savruluyormuşum. Bu işte zoruma gitmişti. Neyse sonra kendi kabuğuma çekilmem gerektiğini fark ettim. Geriye bakmadan ilerlemem gerektiğini fark ettim. Kendime daha çok değer vermem ve çabalamam gerektiğini anladığım an kendime yoğunlaştım. Bu sürede de erkek sineği bile yanıma yaklaştırmadım. Ufak tefek flörtlerim dahi olmadı açıkçası sadece birkaç kez datelere çıkıp vakit geçirdim ama o da çok ara sıra olan bir şeydi. O aralar bolca kitap okudum, arkadaşlarımla bol bol vakit geçirdim ve oyunlar oynadım. Daha sonra oyundan iki yakın arkadaş ile tanıştım. Her gün birbirimizi arıyor, görüntülü grup sohbetleri ediyor ve sürekli birlikte oyunlar oynuyorduk. Sonra ben Balıkesir'de iken de sürekli buluşmaya birlikte bir şeyler yapmaya devam ettik. Derken bunlardan birisi ona sıcak çikolata diyeceğim (bu ona uyan çok iyi bir lakap cidden), benim oldukça dikkatimi çekti.

 Bana olan ilgisini de biliyordum ama sıcak çikolataya da kapılmak istemedim çünkü benden 4 yaş küçüktü. Ben kendimden bir yaş küçük olan birine bile bebek gözüyle bakarken bu çocuk benden 4 yaş küçüktü. Yani imkansızdık. Ve ben bu imkansızlığa kapıldım. Tabi ki kendime yediremeyip çocuğa bir şey demedim, herhangi bir adım atmadım ama kendimin ve onun duygularını bile bile sürekli onunla vakit geçirmeye devam ettim. Onun için ben olgun, daha korunaklı, bilgili olabilirdim belki ama o benim için nefes aldığım bir yer haline gelmiş, onu herkesten sakladığım bir sırrım haline gelmişti. Ve bu ona daha da çok çekilmemi sağlıyordu. Bir nokta da artık kendimi durdurmam gerektiğini fark ettim ve sıcak çikolataya olan hislerimi yenebilmek için birden geri çekildim. Vakit geçirmelerimizi azalttım, buluşma planlarımızı iptal ettim, çağırdığı oyunlara katılmadım, onunla film izlememeye çalıştım. Buna mecburdum kediciklerim cidden. Bütün arkadaşlarım evlenip yuva kurmuşken -en yakın arkadaşımın bile aylar sonra düğünü var- ben yirmilerine yeni girmiş bir oğlana gönlümü kaptıramazdım. Tabi hem onun için de benim için de aramızın mesafeli olması daha iyi oldu. Tam bunları yazarken de Camilla'dan Shameless çalması çok manidar oldu cidden. İkimizde kendi hayatlarımıza ve tam olarak ne istediğimizi anlamış olduk. Hayatımıza alacağımız insanların nasıl olması gerektiğini, nasıl mutlu oluruz sorusunun cevabını bilir olmuştuk. 

Sonra günlerden bir gün ben yine bir kitap okurken yatağımın üzerinde duran telefonumun bildirim sesini duyup bildirimin geldiği uygulamaya girdim. 'Yeni takip eden biri' ve 'Yeni bir mesaj isteği' mesaj da ''Hola mi belleza como estás?'' Öhöm öhöm iştee Şarap bey den gelen bana ilk mesaj böyle oldu. Benim bir videoda yorumumu görüp ilgisini çekmiş daha sonra da hesabıma bakıp ne olursa olsun bu kişiyle tanışmalıyım diye içinden geçirmiş ve bana o gün ilk mesajını atmış bulunmuş. Öncelikle çevrenizde çok kitap okuyan bir kız tanıdığınız var ise o kızın en büyük fantezisinin 'Motorcu Havalı Erkekler' olduğunu bilin beyler üzgünüm, bu böyledir.  Ve Şarap Beyimizin çok iyi bir motoru olmasının yanı sıra deli dehşet vücuda ve iyi bir yüze sahip olması... Ben o gün kitabımı odanın bir köşesine fırlatıp -ki benim kitap okumama kimse engel olamaz- sabaha kadar konuştuk. Sıcak çikolata ne kadar yumuşak, ne kadar bana muhtaç gözükse de Şarap da onun tam tersiydi. 

Özgür, kendisine olan o güvenişi... Hadi ama kitap karakteri gibi adam! Hele o erkeksi sesi, yarım yamalak İngilizce iltifat edişleri... Beni bulutların üzerine çıkarsa da kediciklerim benim dilim uzak mesafe ilişkilerinden yeterince yandı. Adamla aramda ülkeler var! Ben bir saatlik mesafedeki adama güvenemeyen insanım. Tabi bu demek değildir ki tadını çıkartmayacağım. Ben şaraba bayılırım. Bakalım zaman bize kimleri, neleri gösterecek. O zaman şerefe dostlarım!🍷💗



YOL DAHA ÇOK UZUN

  Yol Daha Çok Uzun Herkese cehennem sıcağı bir günden merhaba! Ayy bu Ankara'nın cehennem gibi sıcağı nedir böyle aşklar ya eriyorum re...