PORSELEN BEBEK
''Yakalanmış kelebeğin yaşam mücadelesini duymadan göğe bakıyorsun.
Yaraladıklarım kendi nefretimden değil,
benim kanatlarım olmadığı ve bu gökyüzü çok yüksek olduğu için.''
(HİDE-Pink Spider)
Herkese merhabalar! Kısa bir aradan sonra yine sizlerleyim.
Öncelikle, blog takipçi oranı düşmüş zaten bunu göze alarak gittim lakin kalanlar da ve yeni gelenler de bir o kadar var!
Hepinize çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız.
Size kısa gibi bir zaman dilimi gelse de buradan ayrı kaldığım bu süre bana çok geldi diyebilirim! (Çok saçma bir cümle kurmuşum ama hiç düzeltmeyeceğim. Kalsın böyle. Nasıl yazdıysam o.) Buradan ayrı kaldığım süreçte çok şeyler yaşadım -hepsi olumlu yönde!- . Hepsinden bahsedeceğim sizlere ama ondan öncesinde neden sizden ayrı kaldım onu SON KEZ konuşmak istiyorum.
Geçen seneden beri ciddi bir depresyon sorunum vardı. Ve bu durum 21 Temmuz tarihinde ise sonunda bomba gibi patladı bende.
Geçen yaz sahilde bulduğum yavru kedim (adı Halide) bu yaz doğum yaptı. 21 Temmuz tarihinde ise Halide'yi kafası yarılmış bir şekilde bahçede yatarken buldum arkadaşlar. Bu beni çok etkiledi. Bir insanın - kendisine insan denir mi? emin değilim - yapabileceği bir şeydi bu. O zamanlarda ise Halide hala dört yavrusunu emziriyordu. Halide'yi o halde bulduğumda ağlama krizine girip ''o anne! o daha emziriyor'' diye bağırdığımı hatırlıyorum. Ve o aralar buraya bir yazı yazdım. Sadece kedime zarar veren insanlara değil, herkese nefret kusmuştum. O an anladım. Buradan bir süre uzak durmam gerektiğini. Çünkü buraya hiçbir zaman nefretimi kusmadım ve kusmam da. Ben böyle biri değilim çünkü. İnsanlara nefretler kusan, negatif şeyler söyleyen biri olmadım. Ayrıca bu ruh halinden de çıkmam gerekti. Bugüne, bu yazıyı yazana kadar bekledim.
Balıkesir'de sürekli kedilerimle vakit geçirdim. Halide'nin iyileşmesini, bebeklerin (Gece, Aslan, Asami, İnci) büyümelerini izledim. Kitaplarımla, ailem ve arkadaşlarımla vakit geçirdim. Benim planım daha erken dönmekti ama uzun zamandır görmediğim arkadaşımın geliş tarihi daha geçti ve onunla vakit geçirmeyi istediğim için biraz erteledim. Ankara'ya geldiğimde ise tam bir değişim yaşadım. Arkadaşlarımla daha sıkı vakitler geçirdim. Bazılarını hayatımdan çıkardım, yeni insanları hayatıma aldım derken ailemin yanından yeni öğrenci evi arama bahanesiyle erkenden ayrıldım. Bahane idi çünkü destek aldım. Anneme tedavi görmek isteğimi söylediğimde ağlayarak eski halime dönmemi istemedeğini söyledi. Bu sefer ağır ilaçlar almadım. İyi bir destek aldım ve bu bana iyi geldi. Anlatamadığım bazı şeyleri artık rahatlıkla söyleyebiliyorum ki bu çok iyi bir şey benim için. İnsanlara dertlerimi, geçmişimi anlatıp yanımda oldukları için teşekkür edebiliyorum. Bana destek oldukları için ise minnettarım. Binlerce kez.
Yanımdaki insanlarla mutlu olabiliyorum. Mutluluklarına ortak olabiliyorum artık.
Bu süreçte yeni eve çıktım. Kalbim biraz buruk eski çatı katımdan ayrıldığım için ama değişiklik her zaman iyidir!
Yeni okula da başladım tabi. Hem de bana çok uyan bir dal. Hatta yakın arkadaşlarımın hepsi bu bölüm zaten senin için deyip duruyorlar. Bakalım...
Geçen gün eski sevgilimin bana gelip ''seni sadece bir süredir görmüyorum ama değişmişsin. Böyle değilsin sen'' demesi o kadar güzel hissettirdi ki anlatamam. Onun yüzüne bakarak aynen şunu söyledim ''Ben hala aynı kişiyim. Sadece bakış açımı, insanlarla iletişimimi değiştirdim. Seni üzüyorsa umurumda değil.''
Cidden öyle.
Artık bu bana niye böyle davranıyor?
NEDEN bahaneler üretiyor?
NEDEN Yalan söylüyor?
NEDEN Beni incitiyor?
(Hayatımda herhangi biri için bile)
Demiyorum mesela. Bu insan sadece böyle. Okey. Kendi uğraşsın diyebiliyorum. Kendime şey derdim hep ben önemsiyorum, o yüzden böyle üstüne düşüyorum. Ama artık öyle değilim. Ben kimsenin ebeveyni değilim. O onun yetiştirilme tarzı o kadar. Eğer sizde böyle iseniz yapmayın. Duracağınız yeri iyi bilin.
Hayat böylesine daha güzel.
Kalbinizi dinleyin ama karışınızdaki insandan emin değilseniz de,'' Bu kadar ''demeyi bilin.
BENDEN BU KADAR.
Hayatımdaki insanlarla mutlu olduğumu gördüm ben zaten. Buraya yazılar yazmaktan, sizinle dertleşmekten, anılarımı paylaşmaktan müthiş bir zevk alıyorum.
Spora yazıldım. Evet ben. Terlemekten nefret eden ben. Etrafımda yürüyen kaslar görmek için yazılmadım cidden kendim için yazıldım. En yakın arkadaşlarımla hem de! Tam bir curcuna! -çok güzel hikayelerim var anlatacak. YAŞASIN SPOR!-
Okulda da aktifim. İnsanlarla sohbet ediyorum, hocalarımla bile. Arkadaşlarımla sürekli eğleniyorum. Bu da çok önemli benim için. Bundan bir, bir buçuk sene öncesine kadar hiç çıkmak istemiyordum dışarıya. Biri yüzünden falan değil kendim istemiyordum. Artık öyle değil. Geçen gün sabahın altısına kadar içip sokaklarda gezdim arkadaşlarımla. Evet bunu yaptım. Ben! Öncesinde asla yapmam diyen ben. Arkadaşlarımla evde eğlendik diye polisin kapımıza gelmesi falan.. Bunlar benlik değil derdim. Hayır. Mutlu olduğum her şey benlik!
12 yaşında tacize uğradım diye erkeklerden uzak dururdum. Kilo alayım da kimse beğenmesin. Kimse bir daha öyle bir şey yapmaz böylece derdim. Tam bir SAÇMALIK! Herkes bir değil. Birinin zevki için değil kendim için kilo verdim. Hala veriyorum. Erkeklere karşı da öyle değilim artık. Her erkeğin beni avucunun içine alıp parçalayacağını düşünmüyorum mesela. Hepsi aynı değil ki. Ya da birine karşı saklamıyorum tacize uğradığımı. Çünkü bunu yük etmesini, altında ezilmesini istemiyorum. Çünkü AŞTIM artık bunları. O olaydan bahsederken ağlamıyorum artık. Oldu. Ama geçti.
Ev arkadaşıma ziyafetler hazırlıyorum. Bugün fırında balık yaptım. Dün ise kalamar. Ona ve kendime keyifler yaptırıyorum. Arkadaşlarımı eve çağırıp yemekler yapıyorum. Mutlu sofralara oturuyorum artık.
Sarhoş olmaktan da korkmuyorum. Önceden şunun yanında içmeyeyim, şöyle yapmayayım, böyle durayım derdim. Şimdi ise yanımdakilerle anın tadını çıkartıyorum. Kim ne derse desin umurumda değil artık. Rezil olmak mı? Hadi ordan! Ben eğlendim. Eğlendiysem rezil olmamışımdır nokta. En önemlisi utanmıyorum kendimden, yaptıklarımdan. İstediğim için yaptım diyebiliyorum. Odama kapanıp içmekten ziyade mutluluğum için içiyorum.
Bana laf taşıyanlardan, kötü konuşanlardan uzak duruyorum artık. Zehir saçan insanlardan uzağım. Zehrinizi bana bulaştırmayın diyebiliyorum.
İnsanlarla sırf arkadaş olmak için olmuyorum. Mutluysam yanlarındayım. Değilsem uzaklaşıyorum.
Otuzuma kadar anca yaşarım kafasından da çıktım. Aile kurmak istiyorum. Anne olmak, çocuğuma güzellikleri göstermeyi istiyorum. Sevdiğim adamın elini tutup yanımda olduğu, olacağı için teşekkür etmek istiyorum.
Mesleğimi elime almak, canlılara yardım etmek istiyorum. En büyük hayalim olan bir barınak açabilmeyi istiyorum. Tatil zamanlarımda sevdiklerimle yurt dışına gitmeyi istiyorum. Huzuru bulduğum evimde kitaplar okumayı, sevdiğim insanlarla okuduğum kitapları tartışabilmeyi istiyorum.
Yıllar önce ölen arkadaşımın yasını tutmuyorum artık. Özgür bırakıyorum kendimi. O da bunu isterdi çünkü. Hayatımı yaşayabilmemi, onun için de gülebilmemi.
Doğum günlerimi artık güzelce kutlamayı planlıyorum. Her sene hala burada olabildiğim için şükretmeyi istiyorum.
Geçen ay arkadaşlarımla gittiğimiz gezide bir satıcı kadın porselen bebek gibisiniz kızlar dedi. Aklıma Soğuk Savaş zamanında Alman kadınların oyuncakçılara para için saçlarını sattıklarını geldi. O iltifatta bile hüzün dolmam peki!
Kızım kadın iltifat etti!
Az mutlu ol.
Bırak artık hüznü. Kendini durduk yere üzmek yerine güzelliklere odaklan.
Evet porselen bebek gibi güzelim, güzeliz. Hepimiz!
O yüzden bu yazının başlığını porselen bebek yapmak istedim. Hüznü arka plana atıp anı yaşamamız ve mutlu olmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum size.
Hepinizi seviyorum. Hepinize kocaman sarılıyorum. En mutlu olmak istediğiniz zamanlarda sarılıyorum ki mutluluğunuz daim olsun.
Yazımı okuduğunuz, hala burada olduğunuz için de sarılıyorum size.
Yazıya bir şarkı bırakayım diye düşündüm. İlk aklıma gelen bu son zamanlarda Olivia Rodrigo- Favorite crime dinliyorum onu koymak istedim ama bu yazıyla uyuşmuyor. O yüzden bu yazıya istediğiniz şarkıyı armağan edebilirsiniz. Size bırakıyorum.
Ee o zaman BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!
-bunu demeyi özlemişim yav-