31 Aralık 2021 Cuma

BİR YIL DAHA

 BİR YIL DAHA


YENİ YIL UMARIM HERKESİN İSTEDİĞİ GİBİ BİR YIL OLUR. BÜTÜN GÜZELLİKLERİN SİZİ BULMASI DİLEĞİYLE.


30 Kasım 2021 Salı

ARŞİV

 ARŞİV


Blogda kalmasını istediğim bazı güzel anıları buraya koyacağım :) 



























27 Kasım 2021 Cumartesi

KUTU

 KUTU

Herkese merhabalar! Yeni yazı ayın 13'ün de gelecekti ama olmadı. Zamanlayıcıyı ayarladım, yazı zaten hazırdı. Bildirim geldi paylaşmak istiyor musunuz? diye son bir gözden geçirdim yazım hataları vs var mı diye ama baktım ki yazıda kendi özel hayatımı çok paylaşmışım. Bu blog size içimi açmak, güzel anları, neler yaptığımı anlatmak için var. Fakat bloğa ara vermemin bir sebebi de buraya gereğinden fazla özel hayatımı yansıtmak ve yazılarımdan çok etkilenmekti. Ve ben yine o hataya kapılıyordum. Elbette sizinle hayatımda neler olup bitiyor paylaşacağım. Ama daha zamanı var. Hayatımın evrimleştiği bir dönemdeyim. Bu dönemde de bazı şeyleri kendi kara kutuma atıyorum. Henüz ailemin bile bilmediği gelişmeler var hayatımda. Birkaç arkadaşımın bildiği bu şeyler biraz kendime, kendimize kalsın istiyorum. Ben hazır hissettiğim de zaten bol bol dedikosunu yapacağız bu konuların. Bu süreçte sınavlarıma ağırlık verdim. Siz bu yazıyı okuyorken ben hala sınavlarıma çalışıyor ya da sınav için erkenden yatıyor olurum. İki okul bir tık ağır geldi bana yalan yok. Ama onun da üstesinden gelceğiz eyvallah! Aylar önce bir anime sayfasında yazarlık yaptığımı zaten söylemiştim. Uzun zaman önce oradan da ayrıldım. Kimsenin hakkını yiyemem her konuda çok yardımcı oldu oradakiler. Yazı geciktiği için değil de iyi miyim diye çaldı telefonlarım. Fakat bazı tatsızlıklar yaşandı ve ben orada yazı yazmama kararı aldım. Şimdi hayalistic'de beni bulabilirsiniz.

 Arcane dizisi hakkında yazı yazmaya yeltenmiştim buraya ama yetişmedi. Sonra da baktım her blog zaten paylaşmış ben başka bir şeyler bulurum dedim. Ama senin ağzından okumak isteriz derseniz elbette paylaşırım :)  

Ne zamana kadar kutudakilerden bize bahsedeceksin derseniz de, çok az daha zamana ihtiyacım var galiba. Özel hayatımın temposunu buraya taşımak istemiyorum. Arkadaşlarım da bunu biraz zamana bırak, öyle herkese söyleme diyorlar. Benim düşüncem de o. O yüzden kısa süre sonra bol bol dedikodu ederiz bu konu hakkında durun hele! O konulara gelmeden daha neler neler konuşacağız sizlerle. 

Anlayışınız ve hala burada olduğunuz için teşekkür ederim. Bu kediciğe sınavları için bol bol şans dilemeyi unutmayın!


 

4 Kasım 2021 Perşembe

PHOENİX

 PHOENİX



Herkese merhabalar!!! Ben geldim. Bir aydır ortalıklarda yokum evet. Bunun nedeni kısa sğre sonra başlayacak olan vizelerim :( iki okul okumanın tek eksisi sanırım bir dönem içerisinde ondan fazla ders alıyor olmam. Bu işin içerisinden de çıkacağım! Ne zaman çıkmadım ki?

Biraz sizinle laklak etmek istiyorum açıkçası.

İki haftadır blogdan gelen bildirimlerden dolayı dedim ki yeni bir yazı yazayım, bir dertleşeyim pisiciklerimle. Annemgil uzun zamandır Balıkesirdeler. Geçen hafta bende mi gitsem diye düşünürken devamsızlık haklarımı tükettiğim için kalmaya karar verdim. Kediciklerimi aşırı özledim! Yavrular kocaman olmuşlar. Annemi her gün bunaltıyorum bana fotoğraflarını çekmesi için. O da beni kırmayıp atıyor haliyle. 

Bir süredir kafam bulanıktı. Gelgitli değilim artık çok şükür! Lakin başımda iki günde bir içip arayan eski sevgili var. Beni içip arayan insanlardan hiç hoşlanmam. Ama nedendir bilinmez hep sevmediğim şeyler beni bulur! Her neyse sorun yaratmıyor allahtan. Hatta ben ona sorun yaratıyor bile olabilirim ^_^ Başa gelen çekilir. Şakası bir yana benim eski sevgilime geri döndüğüm görülmemiştir hiç. Lisede o haltı yedim. Ve bu beni çok üzüp, yıpratmıştı. Beni üzecek insanlardan her zaman kaçmışımdır. Bu bir çeşit plaka zırh benim için. (plaka zırh: orta çağ zamanında savaşa giden askerlerin koruma amaçlı tüm vücudunu kaplayan zırha verilen ad.) Bir kere olmadığını gördüm mü bitmiştir o benim için. Alışkanlıklar kolay kolay değişemiyor, alışkanlıklarının dışına çıkmak canlıları ürpertir, korkutur. O da alışmış olduğu insanı geri istiyor demeyelim de hayatındaki benim varlığımın yokluğuna hazır değil diyelim. Arkadaş kalmak istemiyor, hayatında olmamamdan da rahatsız. Bu da onu bunaltıyor. Buraya böbürlenmek için yazmıyorum, bakın vazgeçilmezim demek için yazmıyorum. Bunu yazıyorum çünkü KİMSEYE BAĞIMLI OLMAYIN.

İnsanız sonuçta. 

Seveceğiz elbet. Sevmek, aşık olmak dünyanın en güzel şeyi. Ben aşık olmaya aşık biriyim. Aşkın güzel yanını da çirkin yanını da severim. Yaşadığımızı, hislerimiz olduğunu gösterir bu bize. Ama bağımlılık insanı uçuruma sürükler. Neye bağımlı olursanız olun...

Bunun yanı sıra dopdolu bir hayatım var şuan. Kafamı kaşıyacak vaktim bile yok desem yeridir. Bu sadece okul vs değil, tempolu hayatımın bir diğer sebebi de çevremdeki insanlardan ötürü. Bir gün Ankaradaysam hooop öbür gün başka bir şehirdeyim -neden devamsızlık hakkımın kalmadığını şimdi anladınız diye umuyorum-. Geçen gün uyandığım eve nasıl geldiğimi bile hatırlayamadım. Öyle gece hayatı olan biri olmamıştım bu zamanlara kadar FAKAT bu son birkaç ayda kendimi tanıyamaz oldum. Bu da sanırım arkadaş çevremden kaynaklı. 

Arkadaş çevrem demişken, arkadaş grubumun tek sapı ben olduğum için sürekli (habersiz) yeni beyefendilerle tanışır hale geldim. Kızlarla yeni sloganımız olan ''yakışıklı erkeği s*ktir et, yakışıklı araba önemli''  bahsetmiş miydim?  Evet arkadaşlarımla çok mantıklı düşüncelere sahibiz. Her beyefendiye 'Çok iyi birisin ama bizden olmaz' laflarımı duyan arkadaşlarım saçlarımı yolar hale geldiler -şaka değil cidden bu saçlar sırf bu yüzden yolundu-. Bekar hayata alışınca kolay kolay vazgeçemiyorsunuz tabii. 

Geçen tarot falımda hayatımda olan birisiyle bir birlikteliğim olacağı çıktı. Bunu duyunca çok da üzülmedim açıkçası. Tanımadığım birisini yeniden keşfetmektense zaten keşfettiğim birisi ile bir şeyler yaşamayı tercih ederim. Bu düşünce ise bende yeni yeni oluştu. Ama kesinlikle doğru bir düşünce! Yeni birisini tanımak ve hayatıma almaya enerjim neredeyse hiç yok.

Falımda ayrıca yeni bir hayatın kapısını araladığım çıktı ki TAMAMEN DOĞRU. Düşüncelerim, yaşayış tarzım o kadar değişti ki. Ev kuşu olduğum, kitaplarımla uyuyup kalktığım bir hayatım yok artık. Gereken herkese tahammül edemez hale de geldim. Öyle herkese müsahama gösteren biri değilim artık. Ben ne düşünüyorsam o da öyle düşünüyordur yok bende artık. O kadar pollyanna değilim. Dert anası hiç değilim. Derdi olan varsa benden uzak dursun kafasındayım.


İçime kapanmamayı da öğrendim. Kendimi bir Phoenix -bir diğer adı anka kuşu- olarak görmüyorum artık. Sessiz sedasız bir yere yuva kurup yuvamda alev almayı bekleyen bir kuş yok artık.


İki gündür baş ağrısından uyuyamıyordum. Şiddetli baş ağrısı midemin bulanmasını da tetikler hale getirdi. Ev arkadaşım yürü hastaneye gidiyoruz diye başımın etini yesede hastane ortamını hiç çekemem açıkçası. Yatağımda yatar ağlarım daha iyi. 

Lise 1. sınftan beri arkadaşlığımızın bir gram eksilmediği bir arkadaşım var. Ben eski sevgilimden ayrıldıktan hemen iki gün sonrasında onun da kız arkadışından ayrılması açıkçası işime çok yaradı. Ayrılık acımı onun sayesinde atlattım diyebilirim! Zırlamalarıma, triplerime daha çok katlanmak zorunda kaldı. O zamanlarda omzunda ağlayabileceğim birinin olması benim için asla unutmayacağım biri haline getirdi onu. O zamanki sevgililerimizle tanışma planlarımızı kendimiz gerçekleştirdik. Bana ''yine kaldık birbirimize sarım'' dediğinde o kadar hak verdim ki ona.

 Kediciğinizden hayat dersi1: Birbirinize kalacağınız birileri olsun hayatınızda. Bir bakmışsınız sadece onlar var yanınızda.

 Herneyse o arkadaşımı aradım yine. Ağlayarak başımın nasıl ağrıdığını anlatıyorum, dert yanıyorum işte. Bana son çare olarak en güzel anılarımızı düşün o zaman geçer dedi. Ve ağrım geçti. Şaka değil. Cidden geçti!

Valorant oynuyorum full! Beni bilen bilir fps oyunlarını ne kadar çok seviğimi. Boş günlerimde sabahlayarak oynuyorum. Öyle bir hale geldi ki kendi takımımı kurup, rank kasar hale geldim! Önceden Counter, pubg oynardım ama bu başka bir şey ya! Oyundaki arkadaşlarım arayıp hadi oyuna gir seni bekliyoruz diyorlar.

Bunun yanısıra yogaya iyice yoğunluk verdim. Hergün uzun yürüyüşler yapmaya çalışıyor, içkiyi azaltmaya çalışıyorum. İçkiyi azaltmamın nedeni geçen hafta yaşadığım bir macera ile alakalı -bir sonraki yazı onun hakkında olacak-

Bu yazıda konudan konuya atladım farkındayım. Hiç düzeltmeyip böyle bırakacağım. Hayatımda neler olup bitiyor özet geçip günlüğümün yerine koyduğum bloğuma aktarmak istedim. Ben nasıl istersem öyle. 

Bebeklerim hepinize iyi geceler öpücüğünü verip gidiyorum ben artık. Haftaya bir yazı daha yayınlayıp sınavlarımla meşgul olacağım. O yüzden ben ve saçmalıklarımı beklemede kalın. Kalın ki cebime para girsin yav. Şaka bir yana blog düzenlemelerinde hala tamamlayamadığımız birkaç şey var. Onu da arkadaşım hallederse artık her şeyim tamam demektir. Hepinizi tekrardan öpüyorum bu yolda benimle yürüdüğünüz için.

 Güzellikle kalın.

-ayın 13'ü yeni yazı yayınlanmış olacak. Yazı hazır zamanlayıcıyı ayarladım o zaman paylaşılacak. Yeni yazım çok daha eğlenceli! Son zamanlarda yaşadığım iki olaydan bahsettim ki siz yapmayın diye :) - 



7 Ekim 2021 Perşembe

PORSELEN BEBEK

 PORSELEN BEBEK




''Yakalanmış kelebeğin yaşam mücadelesini duymadan göğe bakıyorsun.

Yaraladıklarım kendi nefretimden değil,

benim kanatlarım olmadığı ve bu gökyüzü çok yüksek olduğu için.''

(HİDE-Pink Spider)




Herkese merhabalar! Kısa bir aradan sonra yine sizlerleyim.


 Öncelikle, blog takipçi oranı düşmüş zaten bunu göze alarak gittim lakin kalanlar da ve yeni gelenler de bir o kadar var!

 

Hepinize çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız. 

Size kısa gibi bir zaman dilimi gelse de buradan ayrı kaldığım bu süre bana çok geldi diyebilirim! (Çok saçma bir cümle kurmuşum ama hiç düzeltmeyeceğim. Kalsın böyle. Nasıl yazdıysam o.) Buradan ayrı kaldığım süreçte çok şeyler yaşadım -hepsi olumlu yönde!- . Hepsinden bahsedeceğim sizlere ama ondan öncesinde neden sizden ayrı kaldım onu SON KEZ konuşmak istiyorum. 

Geçen seneden beri ciddi bir depresyon sorunum vardı. Ve bu durum 21 Temmuz tarihinde ise sonunda bomba gibi patladı bende. 

Geçen yaz sahilde bulduğum yavru kedim (adı Halide) bu yaz doğum yaptı. 21 Temmuz tarihinde ise Halide'yi kafası yarılmış bir şekilde bahçede yatarken buldum arkadaşlar. Bu beni çok etkiledi. Bir insanın - kendisine insan denir mi? emin değilim - yapabileceği bir şeydi bu. O zamanlarda ise Halide hala dört yavrusunu emziriyordu. Halide'yi o halde bulduğumda ağlama krizine girip ''o anne! o daha emziriyor'' diye bağırdığımı hatırlıyorum. Ve o aralar buraya bir yazı yazdım. Sadece kedime zarar veren insanlara değil, herkese nefret kusmuştum. O an anladım. Buradan bir süre uzak durmam gerektiğini. Çünkü buraya hiçbir zaman nefretimi kusmadım ve kusmam da. Ben böyle biri değilim çünkü. İnsanlara nefretler kusan, negatif şeyler söyleyen biri olmadım.  Ayrıca bu ruh halinden de çıkmam gerekti. Bugüne, bu yazıyı yazana kadar bekledim. 

Balıkesir'de sürekli kedilerimle vakit geçirdim. Halide'nin iyileşmesini, bebeklerin (Gece, Aslan, Asami, İnci) büyümelerini izledim. Kitaplarımla, ailem ve arkadaşlarımla vakit geçirdim. Benim planım daha erken dönmekti ama uzun zamandır görmediğim arkadaşımın geliş tarihi daha geçti ve onunla vakit geçirmeyi istediğim için biraz erteledim. Ankara'ya geldiğimde ise tam bir değişim yaşadım. Arkadaşlarımla daha sıkı vakitler geçirdim. Bazılarını hayatımdan çıkardım, yeni insanları hayatıma aldım derken ailemin yanından yeni öğrenci evi arama bahanesiyle erkenden ayrıldım. Bahane idi çünkü destek aldım. Anneme tedavi görmek isteğimi söylediğimde ağlayarak eski halime dönmemi istemedeğini söyledi. Bu sefer ağır ilaçlar almadım. İyi bir destek aldım ve bu bana iyi geldi. Anlatamadığım bazı şeyleri artık rahatlıkla söyleyebiliyorum ki bu çok iyi bir şey benim için. İnsanlara dertlerimi, geçmişimi anlatıp yanımda oldukları için teşekkür edebiliyorum. Bana destek oldukları için ise minnettarım. Binlerce kez. 

Yanımdaki insanlarla mutlu olabiliyorum. Mutluluklarına ortak olabiliyorum artık. 

Bu süreçte yeni eve çıktım. Kalbim biraz buruk eski çatı katımdan ayrıldığım için ama değişiklik her zaman iyidir! 

Yeni okula da başladım tabi. Hem de bana çok uyan bir dal. Hatta yakın arkadaşlarımın hepsi bu bölüm zaten senin için deyip duruyorlar. Bakalım...

Geçen gün eski sevgilimin bana gelip ''seni sadece bir süredir görmüyorum ama değişmişsin. Böyle değilsin sen'' demesi o kadar güzel hissettirdi ki anlatamam. Onun yüzüne bakarak aynen şunu söyledim ''Ben hala aynı kişiyim. Sadece bakış açımı, insanlarla iletişimimi değiştirdim. Seni üzüyorsa umurumda değil.'' 

Cidden öyle.

Artık bu bana niye böyle davranıyor? 

NEDEN bahaneler üretiyor?

 NEDEN Yalan söylüyor?

NEDEN Beni incitiyor?

(Hayatımda herhangi biri için bile)

Demiyorum mesela. Bu insan sadece böyle. Okey. Kendi uğraşsın diyebiliyorum. Kendime şey derdim hep ben önemsiyorum, o yüzden böyle üstüne düşüyorum. Ama artık öyle değilim. Ben kimsenin ebeveyni değilim. O onun yetiştirilme tarzı o kadar. Eğer sizde böyle iseniz yapmayın. Duracağınız yeri iyi bilin.

Hayat böylesine daha güzel.

Kalbinizi dinleyin ama karışınızdaki insandan emin değilseniz de,'' Bu kadar ''demeyi bilin.

BENDEN BU KADAR.

Hayatımdaki insanlarla mutlu olduğumu gördüm ben zaten. Buraya yazılar yazmaktan, sizinle dertleşmekten, anılarımı paylaşmaktan müthiş bir zevk alıyorum. 

Spora yazıldım. Evet ben. Terlemekten nefret eden ben. Etrafımda yürüyen kaslar görmek için yazılmadım cidden kendim için yazıldım. En yakın arkadaşlarımla hem de! Tam bir curcuna! -çok güzel hikayelerim var anlatacak. YAŞASIN SPOR!-

Okulda da aktifim. İnsanlarla sohbet ediyorum, hocalarımla bile. Arkadaşlarımla sürekli eğleniyorum. Bu da çok önemli benim için. Bundan bir, bir buçuk sene öncesine kadar hiç çıkmak istemiyordum dışarıya. Biri yüzünden falan değil kendim istemiyordum. Artık öyle değil. Geçen gün sabahın altısına kadar içip sokaklarda gezdim arkadaşlarımla. Evet bunu yaptım. Ben! Öncesinde asla yapmam diyen ben. Arkadaşlarımla evde eğlendik diye polisin kapımıza gelmesi falan.. Bunlar benlik değil derdim. Hayır. Mutlu olduğum her şey benlik!

12 yaşında tacize uğradım diye erkeklerden uzak dururdum. Kilo alayım da kimse beğenmesin. Kimse bir daha öyle bir şey yapmaz böylece derdim. Tam bir SAÇMALIK! Herkes bir değil. Birinin zevki için değil kendim için kilo verdim. Hala veriyorum. Erkeklere karşı da öyle değilim artık. Her erkeğin beni avucunun içine alıp parçalayacağını düşünmüyorum mesela. Hepsi aynı değil ki. Ya da birine karşı saklamıyorum tacize uğradığımı. Çünkü bunu yük etmesini, altında ezilmesini istemiyorum. Çünkü AŞTIM artık bunları. O olaydan bahsederken ağlamıyorum artık. Oldu. Ama geçti.

Ev arkadaşıma ziyafetler hazırlıyorum. Bugün fırında balık yaptım. Dün ise kalamar. Ona ve kendime keyifler yaptırıyorum. Arkadaşlarımı eve çağırıp yemekler yapıyorum. Mutlu sofralara oturuyorum artık.

Sarhoş olmaktan da korkmuyorum. Önceden şunun yanında içmeyeyim, şöyle yapmayayım, böyle durayım derdim. Şimdi ise yanımdakilerle anın tadını çıkartıyorum. Kim ne derse desin umurumda değil artık. Rezil olmak mı? Hadi ordan! Ben eğlendim. Eğlendiysem rezil olmamışımdır nokta. En önemlisi utanmıyorum kendimden, yaptıklarımdan. İstediğim için yaptım diyebiliyorum. Odama kapanıp içmekten ziyade mutluluğum için içiyorum.

Bana laf taşıyanlardan, kötü konuşanlardan uzak duruyorum artık. Zehir saçan insanlardan uzağım. Zehrinizi bana bulaştırmayın diyebiliyorum.

İnsanlarla sırf arkadaş olmak için olmuyorum. Mutluysam yanlarındayım. Değilsem uzaklaşıyorum.

Otuzuma kadar anca yaşarım kafasından da çıktım. Aile kurmak istiyorum. Anne olmak, çocuğuma güzellikleri göstermeyi istiyorum. Sevdiğim adamın elini tutup yanımda olduğu, olacağı için teşekkür etmek istiyorum. 

Mesleğimi elime almak, canlılara yardım etmek istiyorum. En büyük hayalim olan bir barınak açabilmeyi istiyorum. Tatil zamanlarımda sevdiklerimle yurt dışına gitmeyi istiyorum. Huzuru bulduğum evimde kitaplar okumayı, sevdiğim insanlarla okuduğum kitapları tartışabilmeyi istiyorum.

Yıllar önce ölen arkadaşımın yasını tutmuyorum artık. Özgür bırakıyorum kendimi. O da bunu isterdi çünkü. Hayatımı yaşayabilmemi, onun için de gülebilmemi. 

Doğum günlerimi artık güzelce kutlamayı planlıyorum. Her sene hala burada olabildiğim için  şükretmeyi istiyorum. 

Geçen ay arkadaşlarımla gittiğimiz gezide bir satıcı kadın porselen bebek gibisiniz kızlar dedi. Aklıma Soğuk Savaş zamanında Alman kadınların oyuncakçılara para için saçlarını sattıklarını geldi. O iltifatta bile hüzün dolmam peki! 

Kızım kadın iltifat etti!

Az mutlu ol. 

Bırak artık hüznü. Kendini durduk yere üzmek yerine güzelliklere odaklan. 

Evet porselen bebek gibi güzelim, güzeliz. Hepimiz!

O yüzden bu yazının başlığını porselen bebek yapmak istedim. Hüznü arka plana atıp anı yaşamamız ve mutlu olmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum size.

Hepinizi seviyorum. Hepinize kocaman sarılıyorum. En mutlu olmak istediğiniz zamanlarda sarılıyorum ki mutluluğunuz daim olsun.

Yazımı okuduğunuz, hala burada olduğunuz için de sarılıyorum size. 

Yazıya bir şarkı bırakayım diye düşündüm. İlk aklıma gelen bu son zamanlarda Olivia Rodrigo- Favorite crime dinliyorum onu koymak istedim ama bu yazıyla uyuşmuyor. O yüzden bu yazıya istediğiniz şarkıyı armağan edebilirsiniz. Size bırakıyorum.

Ee o zaman BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

-bunu demeyi özlemişim yav-


  



22 Temmuz 2021 Perşembe

VEDA DEĞİL BELKİ AMA

VEDA DEĞİL BELKİ AMA 

(23.07.2021/01.40)




Herkese öncelikle merhaba!

 Umarım iyisinizdir. Beni soracak olursanız biraz gel-gitliyim (yine). Bunu da size söyleyip duruyorum ya... Neyse efendim bugün size anı, okuduğum yazılardan vs bahsetmeyeceğim. Bu seferlik bunun için gelmedim buraya. Buraya size veda etmeye geldim. Hayır hayır burayı tamamı ile bırakıp gitmiyorum ya da kapatmıyorum. Sadece şu kötü ruh halimden çıkmam için uzun bir dinlenmeye çekiliyorum. Üç gündür kendimde değilim. Kırgınım. Mutsuzum.

 Ve en önemlisi toparlanamıyorum.

 Doğum günüm yaklaşıyor ve ben zaten yılın hep bu zamanları dipte oluyorum. O yüzden biraz zamana, kendime gelmeme ihtiyacım var. Sizden izin istiyorum. Geldiğimde kalanlar ile yolumuza devam ederiz.
Ne zamana gelirim bilmiyorum. Belki 3 aya belki 3 yıla...
Geri döndüğüm de bilin ki toparlanmış, yenilenmiş bir ben olacak. 

Size söz.


Sadece, her zaman çok düşünen, kafasına çok takan biri oldum. Eee her şeyi de içime attım. Bu yüzden biraz doluyum. Kendime kızgınım. Bitip gitmeyen bir kızgınlığım var kendime. Kendimle alıp veremediğim o kadar çok şey var ki, etrafımdaki insanlarla iki kelam edecek şeyim kalmıyor. Anlatmaktan, anlaşılmaya çalışmaktan yoruldu bu kedicik. 
O yüzden gitmem gerek.
Döndüğümde kim bilir belki çatı katımdan yazacağım sizlere, belki de başka bir şehir de...

Ama yenilenmiş bir şekilde.

Kedilerimle, kitaplarımla olacağım o vakte kadar. Kendimi dinleyeceğim, onaracağım yaralarımı. Bu yolda benimle olduğunuz, yazılarımı okuduğunuz için de hep minnet duydum. Hala da duymaktayım.

Kendinize iyi bakın.


19 Temmuz 2021 Pazartesi

CİNNET

CİNNET



Herkese mutlu günler! Bugün haftanın başlangıcı. Umarım güzel geçer haftanız. Bu aralar benim için biraz duygu geçişli oluyor niyeyse. 


Birkaç gündür arkadaşlarla kafa dağıtmak için sahilde içip eğleniyoruz. Geçen gün pek eğlenceli değildi. Hatta sinir krizleri geçirdik. Evime gelen birini ilk defa dövmek istedim! Cidden. Olay şöyle ki, yeni biriyle tanıştık. (Annelerimiz sayesinde) Eee anneler arkadaş olunca 'hadi gidin birlikte gezin' oluyor. Neyse kız başta iyi hoş gözüktü ama sonra içinden bir canavar çıktı. İlk kez tanışıyorduk işte o gün. Sevgilisinin onu aldattığından, üzerine yürüdüğünden, yalanlar söylediğinden falan bahsetti. Bizde tabi 'Ayrıl bundan bir halt olmaz. Sadece seni üzer. Kullandırtma kendini' dedik. Sonra kız içmeye başladıkça sürekli sevgilisini aramaya başladı, sonra kavga ettiler ve ayrıldılar. Kafası da güzel. Bizim eve geçtik. Sahilde bağırınca bu. Evde içmeye devam ediyoruz bu sevgilisini hala arıyor 'Kendime zarar verirsem senin yüzünden' diyor çocuğa bir de. Masayı yumrukluyor, ağlıyor falan. Dedik git eve sen fena oldun iyice 'yok ben eve gidersem kendime zarar veririm' diyor çatlak. Arkadaşlar sabaha kadar bizim evin balkonunda oturdu. Ee haliyle o yalnız kalmasın diye biz de oturduk.  O gün 4 kız sabaha kadar balkonda cinnet geçirdik desem doğru olur.

Ertesi gün yine içmeye gittik biz sahile bunu çağırmadık. Yine başımıza kalacak, ya bir şey yapar da bizden bilirlerse diye. Ama tabi planlar hoop suya. Bir saat sonra damladı yanımıza. Ama bu sefer sorun çıkartmadı çünkü hepimiz sarhoştuk şslakdjhcb

İçime bikinilerimi giymiştim denize falan girerim diye. Arkadaşlar 5 kere denize girdim. Kafalar o kadar iyi ki 😂

Biz girince hemen dibimizde oturan bir grup erkek bunlar girdiyse biz gireriz diye birbirlerini gaza getirip bunlar da atladı😌 Anlayacağınız tam bir curcuna sşlkdjhgaj



Bunu gelenek haline getirmeye karar verdik kızlarla. Her sene sarhoş olup aynı yerden denize atlayacağız. Yaşlı halimizde bile 😋👌


Tabi bu kadar eğlenmenin ardından başıma bir şeyler gelmeden olur mu? OLMAZ. Gece ıslak bikinilerle sahilde oturmanın, bir de soğuk bira ve şarap içerek keyif yapmanın ardından ertesi gün regl olursan Allah belanı verir. İki gündür yataktan çıkamıyorum arkadaşlar ağrıdan. Yatağın içinde ağlayarak kedi videoları izliyorum. Shingeki no kyojin'i tekrar bitirdim. Ne kadar uyuduğumu siz tahmin edersiniz artık. Kediler de artık yürümeye, koşmaya başladılar. Onları tutabilene aşk olsun cidden. Bütün gün uyuyup bahçede oyun oynuyorlar. Ablamı görünce de hemen kaçışıyorlar 😆 Evet ablam demişken dün ablam geldi! Biraz kafamın dalgın olduğunu hemen anlayan ablam 'Rakı alalım kızlar' demeye başladı alskdjxhsja kuzenimle ablamla balkonda rakı keyfi yapacağımızı da hiç düşünmezdim. Hayat işte.

Bu aralar o kadar duygusalım ki her şeye ağlıyorum. Yavru kedilerle oyun oynarken biri benden kaçtı diye ağladığım bile oldu cidden.... Ah bu hormonlar! Geçenlerde telefonda annemle konuşurken de muhabbet şuydu  'Benim doğum yapamayacak olmam''.  Neden böyle diyoruz bir önce paylaştığım yazıyı okuduysanız elim kesildi diye acıdan bayılmıştım, bir de sadece regl iken duygusallaşmam falan... Anlayacağınız ben anne olamam😂 Bana bakmayın eskiden erkek çocuklarımdan basket ya da futbol takımı kurmayı hayal ederdim şslzkxjhdjs Şimdi ise aman aman uzak olsun kafasındayım 😅

Neyse efendim şimdilik havadislerim bu kadar. 

Bir diğer yazıda görüşmek dileğiyle!

BU KAVURUCU YAZ AYLARINDA KAPINIZIN ÖNÜNE BİR KAP SU VE MAMA KOYMAYI UNUTMAYIN. ONLARIN HAYATLARINA DOKUNALIM. SİZLERİ SEVİYORUM💓💋 


3 Temmuz 2021 Cumartesi

BAYGIN KEDİ

BAYGIN KEDİ 




Herkese merhabalar! Yepyeni bomba bir yazı ile karşınızdayım efendim. Saatler 06.33'ü gösterirken bu kızın gözüne de hiç uyku girmez iken dedim sizinle az sohbet edeyim. Bugün başıma gelenleri yazsam roman olur diye düşünürken ben de dedim bloğa dökeyim. Eee ekmek teknemiz sonuçta. Neyse efendim hiç uzatmadan son havadislere geçiyorum o vakit! Çaylar, kahveler hazırsa e hadi o vakit!

Bugün ev temizliğinden sonra dedim kendimi bir denize atayım. Attım ama o nasıl bir atmak öyle? Sonu kanlı bitti alskjdaişslkd 

Olay şöyle ki denize atlar atlamaz sağ elimde bir acıyla direk sudan çıktım. Sağ elim kanlar içerisinde idi. İçimden 'Sakin ol. Kimseyi panik yaptırtma' diyerekten sakince denizden çıktım. Kenarda havlusuna silinen annemin 'Noldu?' diyerek gözlerini pörtletse de 'yok bir şey anne elimi çarptım eve gidelim mi diğerkilerini rahatsız etmeyelim' dedim ama arkadaşlar elim öyle bir kesikti ki deri havaya kalkmış etim gözüküyordu. Annem havluyu elime sardı, elbisemi giydirdi derken biz tuttuk evin yolunu. sağ kolum kanlar içerisinde ama ben ağrıdan duramıyorum. Öyle keskin bir acı ki sanırsınız kolum koptu. 

Eve geldik. Annem aşağıdan dayıma bağırıyor 'Ahmeett ilk yardım çantan nerde yeğeninin eli parçalandı.' Dayımı da polis olmasına rağmen kan tutar. Haliyle yengemi yolladı aşağıya. Elimi soğuk suya tutarken yengem geldi nasıl elim diye. Şimdi asıl olaylar başlıyor! Bahçede yenge başım dönüyor benim dedikten hemen sonra BAYILMIŞIM

EVET BEN BAYILDIM.

BEN.

Dizilerde, filmlerde de göründüğü gibi değilmiş. Arkadaşlar baygınım ama içimden Shigatsu wa kimi no uso'nun Openingini söylüyorum. Bakın yeminle! Her neyse ben gözlerimi açtım ama dayımın buzlu sularına maruz kalmaya, yengemin kolonyalarına, annemin ağlamalarına da devam ediyorum hala. Ben bayılınca yengem 57 kiloluk beni tutamamış ee haliyle dayıma bağırmış. Bunu duyan annemde bana tokat atmış ama ben uyanmayınca da başlamış ağlamaya. Ben uyanınca bir kez daha tokat attı. Atarken de şey diyor ''Geri zekalı ilk defa bayıldığını görüyorum''. Özür dilerim anne bayıldığım için. 

Bu arada merak etmeyin elimin pek bir şeyi yok. Parmaklarımın iç kısmı çizildi. Damar kesilmediği için de dikişe gerek kalmadı. Sadece sızlıyor o kadar. 

Geçen sene sahil kenarında bira içerken bulduğum yavru kediyi eve getirmiştim. İnstagramdan ya da Tumblrdan beni önceden takip edenler bilir. Kendisi ben Ankaraya dönünce evden kaçmış, ara ara eve uğrar olmuştu. Hatta annem ona Sokak Sürpüntüsü adını takmıştı. O ne demekse artık. Ben Balıkesire gelmeden üç gün önce eve gelmeye tekrar başlamış ama bizimkinin memeler şiş şiş. Ben geldikten sonra da evden çıkmaz oldu ama gece ben eve almıyordum. Ya doğurduysa, çocuklarının yanına gitsin diye. Ki düşüncelerim de haklıymışım. Gece ağzında bir yavru kediyi getirip önüme attı...

Ardından üç yavru daha getirdi...



Odamda şuan 5 kedi var arkadaşlar. Yavrular oda da diye benim diğer iki kedi kapı dışarı edilince ev tam bir curcunaya döndü. Anlayacağınız anneanne oldum...

Bir de pek tatlılar bir görün!

Benden havadisler bu kadar! Bloğuma uğramayı ihmal etmezseniz eğer bu yavrucaklara aslında bir mama almış oluyorsunuz. O yüzden lütfen okuyup, arkadaşlarınıza önermeyi ihmal etmeyin. 

BU SICAK HAVALARDA DA KAPINIZIN ÖNÜNE BİR KAP SU BIRAKMAYI DA İHMAL ETMEYİN!💓

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere güzellikle kalın. 

26 Haziran 2021 Cumartesi

KEDİNİN GÜNLÜĞÜ

 

SEVGİLİ GÜNLÜK





Herkese yepyeni bir yazıda merhabalar! Okulum bitti e haliyle eve de giremez oldum. Ne yazı yayınlanabildi ne de serimiz hakkında yeterli kaynak toplayabildim. Neyse ki geldim 😅 Ama bu sefer başka bir şeyin muhabbetini yapacağız. Geçen sene mart ayında burayı açmamın sebebi günlük niteliğinde yaşadığım güzel, eğlenceli anıları sizlerle paylaşmaktı. Ve bunu yaparken o kadar zevk alıyordum ki... Geçen sene eylül ayına kadar. Çok ciddi depresyona girdim. Kendi içimi yedim. Farkında olmadan mutsuzluğa daha da çok sürüklendim ve buna bile bile göz yumdum galiba.

Yazılarımda tamamıyla değişiklik oldu. Önceden güzel anılarımdan, komik çocukluğumdan bahsederken birden yazılar azaldı ve öneri listelerine, bilgi yazılarına kaydı. 

Siz de fark etmişsinizdir elbet. 

Çünkü yazacak bir şey yapamayışımdan,  o ruh halinde olamayışımdandı.

Bunun nedeni ise sadece kendimdim. Kendimi arayış içine girdim ve işin içinden çıkamadım. Hiç yapmam dediğim şeyler yaptım. KİN TUTTUM. Birine, birilerine cidden kin tuttum. Ya da tutmuştum (çünkü artık tutmuyorum.). İnsanlara yalan söylemeye başladım. Sürekli ''iyiyim ya nolcak, yok bir şey'' lafları ağzımdan düşmüyordu. Uyku problemim zirvede, tahammülüm ise dipte idi. Aylar öncesinde bir ilişkim bitti. İyi biriydi. Zaten beni tanıyan bilir.

 Ben eski sevgililerim hakkında kötü konuşmam pek.*Olanı söylerim*

 Sonuçta bir süre hayatımda oldular. Kimseye haksızlık etmeye gerek yok. Öte yandan bu ilişkinin uzak ilişki olmasının yanında aşamadığımız duvarları olması idi. Ne onun ne de benim ailemin bu ilişkiyi istemiyor olması da tuzu biberi oldu. Ona en son yazdığım mesajlarda onu tanıdığım için lanetler okuduğum yazıyordu kzsjdhghja. Komik çünkü ben kimseyi tanıdığım için kötü hissetmem. Ona da hissetmedim elbet.

 Ama olmuyordu.

 Nereden tutarsam tutayım kopuyordu.

 Sevgi ise arkadaşlar asla tek başına güven sağlamıyordu.

Son zamanlar da bol bol Eymir'in yolunu tutuyoruz arkadaşlarımla. Ya da kuğulu parka gidip kitap, makaron yapıyoruz. Ablam bu dönem bana desteğini hep belli etti. Açıkçası ayakta durmamı sağlayan tek kişi kendisi. Annem beni, ona arkadaş olayım diye doğursa da o bana bir anne doğurdu. Her zaman derim o benim küçük annem. En büyük destekçim. En çok örnek aldığım insan. Sürekli erkek muhabbeti yapıyoruz. Denemediğimiz diyet, arkasından lafını etmediğimiz insan kalmadı. Arkadaşlarımın da katkıları çok büyük oldu bu sırada. Bir aramayla evime gelip beni kontrol eden, her gün birlikte anime izleyelim bahanesi ile evde tek bırakmayan arkadaşlarım vardı.

 SİZİ SEVİYORUM. 

Sizi gerçekten seviyorum.


Geçen gün yakın arkadaşlarımdan biri evlendi. Onun adına mutluyum elbette ama evlilik bence bu dünyada olması gereken bir şey mi emin değilim. Arkadaşım tekrar sap hayatıma geri döndüğümü öğrenir öğrenmez bana sadıçların tek tek fotoğrafını atıp, hangisi sana uyuyor diye beni bunaltmaya hemen başladı. Derken düğünden önce geziye gidelim dedik. Ankara dan fazla uzak olmasın ama güzel olsun derken Nevşehir de karar kıldık. 

Ürgüp diye navigasyon bizi Kayseri'nin bir köyüne götürmesin mi? 

Ürgüp diye gösterdiği de bir sokak arası. Tabi grup salaklardan oluşunca. Ha gruba gelirsek, gelin damat ve nikah şahitleri. Biri ben diğeri de damadın yakın arkadaşı. Neyse biz gittik gitmesine ama 6 saat gidince e bir de üstüne beklentimizi karşılamayınca kös kös eve döndük. Derken düğün günü geldi. 


Tam bir FELAKETTİ. 


Düğüne birden damadın yıllar sonra görmediği annesi gelmesin mi?

Damadın babaanne ayılıp bayıldı. Apar topar hastaneye gidildi. Ben deseniz 2 metre yırtmaçlı elbisemle köşe bucak sadıçtan kaçıyorum. Tamam çocuk beni ordan burdan arabasıyla alıp bıraktı iki gündür eyvallah da. Canım bi çüş yani. Ben zaten salak saçma ruh halindeyim. Tabi bir de nerde erkek görsem Süperman gibi gözlerimden ışın çıkartıp yok etmek istiyorum hepsini. Yani No father noo. *Buradan Kısmetse Olur programından Adnan'a selamlar* Bir de bununüstüne düğün günü hastalandım.

O günü de atlattık çok şükür derkeen iki gün sonra en yakın arkadaşlarımdan diğeri üç günlük tatilinde yeni tanıştığı bir kıza hava atıcam diye ayağını kırdı (nasıl olduğunu anlatmayacağım kendisi yazılarımı herkesten önce okuyan insan ve hayatımın tehlikeye girmesini istemem.).

Ankaraya gelir gelmez sürekli beni eve çağırıp ilgi isteyip durdu. Arkadaşlar normalden aşırı konuşan bir erkek ve bu erkeğin deniz kenarında tanıştığı bir hatunla geçirdiği sadece '4 saatlik' geceden bahsettiğini düşünün. Tanımadığım bir kız hakkında günlerce dedikodusunu yaptım.


Ailem bir süre Balıkesir'e gitmemi yasakladı. Malum o yasak kalktı. NİHAYET! Birkaç saat sonra Balıkesir yolcusuyum. Annem iki gün önce arayıp 'Hadi gel artık dedi'. Eee ben de gidiyorum. Tek başıma o yolculuğu çekmeyecek olmamda ayrı bir sevindirici. Ama ablam günler öncesinde covid aşısı oldu ve lenf bezleri şişti. İki gündür ağrılar içerisinde ve dün gece ''Kardeşim hiç iyi değilim'' dedi. O lafı söylediğinden beri uyku bana haram oldu. Gitmesem mi bilmiyorum. Aklım onda kalacak ama bir de birlikte gideceğim insanları da ekemem. O yüzden ben de salak bir ruh halindeyim. Uykum gelsin diye gece 4'den beri yarım şişe şarap içtim ama sonuç *AĞLAYARAK KAPANIŞ*. Evet ne yapacağımı bilemediğim zamanlarda sadece ağlarım. Çözüm üretmem. Yani anlayacağınız her zamanki gibi ben. Neyse efendim güneş Ankara semalarında doğarken, elimde şarabımla size iki dert yanayım diye geldim.




Artık toparlanıyorum. 

Kendime yeni yeni sözler verdim. 

Umarım sizler de çıkmazdaysanız bir durur nefes alır ve yola öyle devam edersiniz. 


Artık bol bol sizinle o güzel anılarımı anlattığım yazılarım da buluşacağız. Yeni başlattığım serinin devamı gelecek ama bana bir sonraki yazı için kaynak yetersiz geldi ben de yazıyı baştan başka birinin üzerine yazmaya karar verdim o yüzden gelemedi. Derken geçenlerde Gölge ve Kemik dizisi hakkında yazı yazmıştım ama onu da yayınlamayı unuttum. Anlayacağınız bu kedicik biraz uzaklara dalmış vaziyette idi ama artık geri döndü! Benden sıkılana kadar buralardayım. Bir de bloğun birinci yıl dönümünü kaçırdık malum kendimi bile unuttuğum zamanlardı. Ama çok güzel planlarım var bir sonraki için. Ablamla başlayacağımız sticker işi için tasarımlar da artık halloldu. Sonbahar da o işle de karşınızda olacağım.

Diğer yazılarda görüşene dek iyi kalın. Mutlu olun. 

26 Mayıs 2021 Çarşamba

YENİ / TARİHİN KADINLARI -TOMRİS-

YENİ


Uzun bir aradan sonra merhabalar! 

Aslında geri dönüş yazısı olarak bir yazı yazmıştım ama onu yayınlamamaya karar verdim. Olumsuzlukları artık hayatımdan çıkarmaya odaklıyım ve o yazıda sivri dilli olduğumu hissettiğim için rahatsızlık duydum. 

 Arkamdan konuşan insanlara burada giydirme yapmayacağım. Burasını nasıl kullandığımı biliyorsunuz o yüzden her zaman olduğu gibi sakinliğimi korumak istiyorum. Tırnaklarımı kendime saklayacağım.

 Buradan sadece şunu söyleyebilirim o insanlar için ''Size sadece acıyorum''. Bunun nedeni de yıllardır beni tanıyor olmaları. Az bir zamanda değil hem de... Allahtan etrafım düzgün insanlarla dolu da böyleleri ile muhattap olmak zorunda değilim. Bir de teşekkür ederim gerçekten, bunca yıl sonra da olsa asıl yüzünüzü gösterdiniz. 

Blog hesabımın şifresi olsun her şey benden habersiz değiştirildi bir şahıs tarafından. Derdi de onun hakkında yazmışım da güya -ki yalan- ondan rahatsız olmuş ve bloğumu çalmaya karar vermiş. 

Bu konuda bana yardımcı olan, bloğuma beni tekrar kavuşturan özel insanlara da ayrıca teşekkür ederim 💗  İyi ki hayatımdasınız. 


Sizinle azıcık dedikodu edip hayatımda neler değiştiğine birlikte bakalım istiyorum😽

Hadi o zaman kahveler, çaylar alındıysa geçelim yazıya!

Hayatımda yeni bir döneme girdim. Olumsuzlukları direk hayatımdan atıp kendi iyiliğime odaklanıyorum. Üç haftadır düzenli yoga yapıyorum. Kesinlikle deneyin bu arada. Müthiş bir şey!

Ablamla ortaklaşa sticker, notepad tasarımları yaptığımız bir işe giriştik. Bakalım, çok heyecanlıyız bu iş için. Yaz sonunda satışa geçmeyi düşünüyoruz. Hayırlısı diyoruz. Bizim için hayırlısı ne ise o olsun.

Onun dışında saçlarımın uçlarını mavi ve mora boyadım. Ablam '' papağan, palyaço, bok böceği'' dese de güzel oldu be! 

Balık almıştım aylar önce. 3 taneydiler. İkisini kaybettim- Hinata ve Sasha- . Sadece Levi benimle kaldı. Sasha hastaydı ve Hinata'ya da bulaştırıp ayrıldılar. Umarım canları çok yanmamıştır. Tek dileğim bu. 

Size bu yazıda komik yaşadığım anıları anlatamayacağım açıkçası. Onları daha sonra yaparız 😽


***

AZ YAZI OLDUĞU İÇİN ASLINDA DAHA ÖNCE YAYINLANMASI GEREKEN BİR YAZI İLE BİRLEŞTİRDİM. UMARIM KEYİF ALIRSINIZ-

SERİ ADI: 

TARİHİN KADINLARI

-TOMRİS-


Herkese uzun bir aradan sonra merhabalar! iki buçuk aydır adsense üyeliğim hakkında sorunlarla uğraştığım için, uzun bir sınav ve ödev döneminde olmamdan dolayı burayı ihmal ettiğimin farkındayım. Baharın kavurucu sıcaklığı, ramazanın bereketi ile hepinizi selamlıyorum! Burayı ihmal etmemek için çok güzel bir seri ile geldim! Serimiz ''TARİHİN KADINLARI'' -Tarihin kadınları kitabı ile alakası yoktur. Kitabı okumadım bile-😽

Şimdi serimin cinsiyetçi olduğunu asla düşünmüyorum. Tarih okuyan biri olarak tarih zaten asırlardır erkeklerden bahsetmekte. Her ne kadar kadınların da rolü önemli olsa da. Bu seride hedefim sizin bu kadınlardan haberdar olmanızdır. Benimde yazı yazmam için havaya girmem açısından iyi olacağını düşünüyorum. Hem genel kültür, hem de birlikte fikir alışverişi açısından güzel vakit geçireceğimizi umuyorum! 😊


Evet serimizin ilk kadını: Tomris Hatun. 

TABİ Kİ DE







Karıştırılmasın Tomris Uyar değil -o da seri de yer alacak elbet ama daha zamanı var-. Bu bahsedeceğimiz MÖ 6. yy'da, dönemin en güçlü devletlerinden olan Pers İmparatorluğu'nu yenerek çok büyük bir başarıya imza atan İskit-Saka Türklerinin başkomutanı Tomris Hatun.

Tomris'in kelime anlamı 'temir', 'temür' yani 'demir' anlamına gelmektedir. Bazı kaynaklarda Tomris Tomyris olarak anılmaktadır.

Gelin size Tomris Hatun'un da  girmiş olduğu savaşlardan birini anlatayım...

Saka kraliçesi olan Tomris tahta çıktığında rakip ülkelere karşı oldukça başarılı bir şekilde direnen, cesur bir kraliçeydi.

Sakaların en büyük düşmanı olan Pers İmparatorluğu idi. Pers İmparatoru olan Büyük Kiros durmadan Saka topraklarına akınlar yapıyordu. Fakat umduğunu bulamayan Büyük Kiros, yağmaladıkları toprakları genellikle yanmış yakılmış topraklar oluyordu.

Nedeni daha sonra anlaşılacak olan bu olay aslında Sakaların oldukça başarılı olan Yıpratma Taktiğiydi. Savaş için doğru zamanı bekleyen Tomris Hatun ve ordusu Persleri oldukça yıpratmıştı. Doğru bir mevzi bulduklarında saldırıyorlar, o mevzi yoksa bekliyorlardı. Persler de bu durumdan baya yıpranıyor, bocalıyordu.

Bu yenilgi sürecinden bıkan Pers İmparatoru Büyük Kiros, Tomris Hatuna bir öneri sundu. Tomris Hatunun kendisi ile evlenmesi karşılığında düzenlediği akınlara son verip onunla uğraşmayacağı idi. Büyük Kiros'un hafife aldığı Tomris Hatun oldukça zeki bir kadındı. Teklifi derhal reddetti.

Teklifi reddedilen Büyük Kiros tabi rahat durmadı. Elinde ilginç bir kozu olan İmparator'un silahı bu sefer 'Eğitilmiş Savaş Köpekleri idi. Tomris bu defa geri çekilmenin yarar sağlamayacağını anladı ve uygun bir alana geçip Büyük Kiros'un ordusunu beklemeye başladı.

 

Tomris hatun Perslerin gelmesiyle birlikte iki ordunun arasına içi güzel kızlarla, en iyi şaraplar ve yiyeceklerle donattığı çadırı kurdurtmuş, çadıra aldığı birkaç persleri oğlu ve birkaç askeriyle katletmiştir. Bu kolay zaferin ardından eğlenceye başlayan Saka ordusu kısa sürede Persler tarafından saldırıya uğramış ve aralarında Tomris Hatunun oğlunun da bulunduğu birlik yok edilmiştir. 


Oğlunun öldürüldüğü haberini alan Tomris yıkılır. Fakat mücadelesinden de vazgeçmez. Haberi aldıktan sonra kendisine verdiği yemin ise şöyledir:

-Kana susamış Kirus! Sen oğlumu mertlikle değil o içtikçe zıvanadan çıktığın şarapla öldürdün. Ama güneşe yemin ederim ki seni kanla doyuracağım!


Amcası Alp Er Tunga'nın ölümüne sebep oldukları için kin duyulan Persler, Tomris Hatunun oğlunun katledilmesinden daha da artmıştı. Savaş meydanına kendisi de çıkan Tomris hatun çetin bir savaş sonucu Sakalar galibiyetle işin içinden çıkmıştı. Karşı orduda ölenleri arasında Pers kralın Kiros'un da bulunduğu ve hatta Tomris'in kendine ettiği yemini gerçekleştirdiği de bilinmektedir. 

Tomris, Büyük Kiros'un kesik başını kan dolu tulumun içine atar ve hatta şu sözleri dile getirir:

-Hayatında kan içmeye doymamıştın. Şimdi seni kanla doyuruyorum.

***

Evet serimizin ilk kadınına burada sona geldik. Ne güzel bir mertlik hikayesi ama! 

Yüzyıllar sonra adından hala söz ettirmeye devam eden bu kadın hükümdarla ilgili geçen senelerde filmi çıkması ile iyice popüler oldu. 

Eee o zaman konu ile alakalı kitap önerisinde bulunup bir sonraki yazıda görüşmek üzere ayrılıyorum canlarım.😻



Kitap Önerisi:

Ali Demirel - Tomris Hatun - Barış'ın Savaşı

Ahmet Haldun Terzioğlu - Tomris Han


Hepinize güzelliklerle dolu bir hafta dilerim!😻



Bir sonraki yazı olan Tarihin Kadınları serisi (Kara Fatma) 02.05.2021 tarihinde yayınlanacaktır!



Aşağıdaki linkten Anime Fantastica'da yazmış olduğum yeni yazıya gidebilir bana destek olabilirsiniz.

https://www.animefantastica.com/bitirmeden-yerinizden-kalkamayacaginiz-animeler




29 Mart 2021 Pazartesi

GERGİN KEDİ

 GERGİN KEDİ



Paylaşılmayı bekleyen o kadar çok yazı var ki... Ama blogspot bu aralar benimle uğraşmaya bayılıyor sanırım! Önce Adsense üyeliğim iptal edildi. Onunla uğraşayım derken şimdi de bütün yazılardaki okunma oranlarım silindi! 

Neden? 

Bu aralar en çok sorduğum şey olabilir galiba.

'Neden ben?'

Neyse, negatifliğe odaklanmayıp düzeltmeye çalışıyoruz. Her zaman yaptığımız gibi. 
Okulumun aylardır açıklamadığı sınav takvimi de bu aralar gergin olmamın bir diğer etkeni. Yetiştirmem gereken makaleler, özetler ve incelemem gereken bir ton kitap var. Peki bu kız napıyor diye sorarsanız, tavanı izliyor 😙 



Blogda bekleyen dolu yazı var ve onları şu okunma oranları vs her şey ayarlandıktan sonra atmaya başlayacağım. 




Kedi sözü. 

Bu yazıyı niye paylaştığıma gelecek olursak, size haber vermek ve biraz da içimi dökmek için buradayım diyebilirim.

Kendimi bu aralar Marilyn PAPPANO'nun kitaplarından bir karakter olarak hissediyorum. Her şeyle cebelleşiyorum ki bir kitap karakteri olmadığımı düşünmemek elde değil. Gerçi öyle olsa daha iyi olabilirdi. Sadece insanlara ilham kaynağı için ya da ders çıkarması için yazılan bir karakter olmak canıma minnet açıkçası. 2014 yılında tasarladığım bir çizgi romanda baş erkek karakterini Dünyanın en güçsüz erkeği olarak çizmiştim. Herkesten dayak yiyen, sevdiği kızın onu korumasıyla hayatta kalan ve bir gün içerlenen birinin öldürmesiyle hayatının son bulduğu  bir kurguydu. O zaman bile  ben kendimi o karakterin yerine koymuştum. Kendim için de ürkektim o zamanlar, kabul ediyorum. Sadece karakterleri baz almak yerine kendimi de katmadan edemezdim. Ama bu kırıldı tabi. Yazdığım her şey artık beni temsil etmiyor. Başkalarını da temsil ediyor.


Bunu düşünmek beni artık daha rahat hissettiriyor ve bazı hislerin altında ezilmememi sağlıyor. Az uyumam bu aralar çok işime yarıyor. 2 yeni blogda en sevdiğim konular hakkında yazılarımı paylaşır oldum ve bu da son zamanlarda yaptığım en mantıklı şey oldu. Gördüğüm kabuslardan çok yazdıklarıma odaklıyım. 

 Bu da demek oluyor ki sayfam düzeldikten hemen sonra düzenli ve bol yazı gelecek. Sadece durumdan haber vermek istedim ve azıcık da laflamak.

 Gelip okuduysanız çok teşekkür ederim! 

Sizleri dolu dolu kucaklıyorum.


Hemen alttaki linkten bir sonraki bloğa geçiş yapabilir, yazımı okuyabilir ve oradan da bana destek olabilirsiniz!💖

Buradaki linkten ise (ki anime takip edenler çok rahatlıkla bilir) hem anime, manga haberlerini alabilir, hem de benim oradaki yazılarıma ulaşabilirsiniz artık! 💓



YOL DAHA ÇOK UZUN

  Yol Daha Çok Uzun Herkese cehennem sıcağı bir günden merhaba! Ayy bu Ankara'nın cehennem gibi sıcağı nedir böyle aşklar ya eriyorum re...