Yumoş Bir Hayat
Herkese merhabalar! Yeni yazı atmayalı ne kadar zaman olmuş öyle yahu... Özlemişim. Öncelikle sınavlarımdı, tezimdi bir de hayatımı düzene oturtma derken uzun bir zamanımı aldı. Konuşacağımız bir sürü şey var! Eee kahvelerinizi çayınızı hazırladıysanız muhabbet etmeye hazırız.
Bir buçuk ay önce ablamın düğünü için elbise almaya diye çıktığımızda bir pet shopun önünden geçerken annemin ''Aaaa o nasıl yatıyor öyle?'' demesiyle kaldırımın kenarında durakaldık. Uzun açık sarı gri tüyleri, küçük suratı, gri-mavi boncuk gibi gözleriyle bize bakıyordu. Pet shop sahibi adam yanımıza geldi. Bu ne hayvanı? dedim. Cidden neydi bu hayvan?
Hollanda Lop Tavşanı dedi. Aaa böyle tavşan mı olur dememle hayvanı kucağıma verdi. Asla aklımın ucundan bir tavşanımın olması geçmezdi. Ama ne derler bilirsiniz, hayat sana her zaman sürprizler sunar. Kucağıma alır almaz benimle geliyorsun küçük adam dedim ve onu hemen satın aldım. Çok karşıyım bir hayvanı parayla almaya. Hem de çok. Ama onu küçücük kafesine sığmaya çalışırken, pisliğinin üzerine yatmaya çalıştığını görünce dayanamadım. Onu o kafeste bırakamazdım.
Böylece Yumoş bir daha kafeste kitli kalmadı...
O kadar özgün bir hayvan ki. Köpek gibi nereye gidersem peşimden geliyor, tuvalet kapısında benim çıkmamı bekliyor, yatağıma zıplayıp uyandırana kadar beni yalıyor. Evin yeni maskotu. Herkes onu çok seviyor. Bazen öyle bir şey yapıyor ki beni şirinliğiyle ağlatabiliyor. Şuan bile bunu yazarken gözüm dolu dolu.
Başta dedim ki ablamın evlenmesine üzülen annemle babama alayım. Yeni uğraşları olur, benim üzerime bu kadar düşmezler falan. Ama Yumoş'a bağlanan en çok ben oldum. Bazı hareketleri aynı Tomris. Bu aklıma gelince delirmiş gibi hissediyorum. Sanki Tomris bana tavşan bedeninde geri gelmiş gibi...
Ah tabi bir de her gün ilaç kullanır oldum. Çünkü tavşana alerjim varmış😅😅😅
Doktor kontrolünde her gün kullanmam gereken ilaçlarım var. İlaçlar sadece kaşınmamı önlüyor. Ama bedenimde çıkan kırmızı benekleri önleyemiyor maalesef... Tekrar bi doktora gitmem gerek. Bu da bana oğluşumun küçük hediyesi...
Mezun olmama tam iki hafta kaldı bu arada.
O yüzden biraz sevinsem de içim biraz buruk. Gözümün önüne okul anılarım, ev arkadaşımla, okul arkadaşlarımla yaşadığımız saçma ama bir o kadar da güzel zamanlar geliyor...
Ve artık büyüdüğümün resmen kanıtı!
Gelecek kaygımda tavan tabi bu durumda.
Bir yandan da başka bir hayata atılma heyecanı da var.
Son zamanlarda büyük kuzenimin sağlık sorunlarıyla kafamız meşguliyet içerisindeydi. Kendimi hep üzgün hissettiğim bir zamandan geçtim. Buraya da yansıtmamak için de yazılarımı hep erteledim. Şuan iyi. Hastaneden çıktı (11 gün hastanede yatmak zorunda kaldı. Aslında daha uzun kalması gerekti ama kendisini daha fazla hastanede tutamadık.). Korktuğumuz gibi kanser olmadığını da öğrendik. Bu bizi elbette rahatlattı.
Ben de bu sıralar sınavlarıma, ödevlerime, tezime yoğunlaştım. Daha doğrusu yoğunlaşmaya çalıştım.
Bunların dışında ablamın düğünü de geldi çattı artık...
Tek kardeşimde evden uçuyor artık. Kendine yeni bir aile kuruyor. Bunun heyecanı ve hafif burukluğu içerisindeyim. Onu düşündüğünden çok seviyorum. Bu da beni yıpratıyor. Öyle olduğumu belli etmesem de birilerine çok çabuk bağlanan biri oldum hep. Bu da beni yeri geldiğinde oldukça yıpratabiliyor. Ama bunu da halledeceğiz yahu! Bunun da üstesinden geliriz eyvallah!
Öyle biraz da olsa sizinle muhabbet etmek istedim. Bu iki haftayı da atlatayım tamamıyla dönerim artık. Okul bitiyor, ablamın düğünü de olmuş oluyor artık. Burada bol bol konuşuruz dimi?
Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle...💖
