TUTUŞMUŞ BERABER
Herkese 2023' den merhabalar... Yılın ilk yazısını paylaşıyorum burada. Aslında taslakta hazır bekleyen 3 yazı olsa da paylaşacak durumda hissetmediğim için kendimi paylaşmadı. Bu yazıya kısmetmiş meğer... Anlatacaklarım için başta çok tereddütte kalsam da burayı bir günlük olarak kullandığımı hatırlayıp son zamanlarda hayatımın gidişatını paylaşamaya karar verdim.
Son paylaştığım metni taslaklara geri kaldırdım. Yazıda Tomris'in veterinerinin intihar ettiğini yazmıştım orada. Üzüntümü dile getirmiştim.
O zamandan beri çok şey oldu...
Canımdan çok sevdiğim ablam nişanlandı mesela. Benim okulumu bitirmeme bir dönem kaldı. Derken hayatım biraz değişti... Her şeyden çok değer verdiğim büyükbabamın sağlık durumu gittikçe kötüleşti. Şekerden ayağında çıkan derin yaralar vücudunun alt kısmına komple yayıldı. Son zamanlarda büyükbabamın yanına gidemez, korkar oldum. Onu o halde görmekten, vücudunun çürüdüğünü bilmek beni o kadar kötü etkiledi ki... Annemler onu görmeye gittiğinde sürekli benim ne zaman geleceğimi sorar oldu. Beni ablamın nişanında tanıyamadı büyükbabam diye kahrolurken durumunun daha da kötüye gitmesi... O dağ gibi adamı öyle görmeyi kaldıramam.
Yılbaşından 1 gün önce hayatımı derinden etkileyen bir haber aldım.
Bundan 6 sene önce kuzenimin zorla beni bir buluşmaya götürmüştü. O zamanlar aldatıldığımı öğrenmiş, özgüvenimin diplerde olduğu dönemlerdi. Buluşma bir lunaparkta gerçekleşti. Lunaparkta bulunan bu uçuk kaçık oyuncaklara hep bayılmışımdır. Tanışmaya gelen çocukta beni kırmayıp benimle her oyuncağa binmişti. Tabi sonu hüsran.. Oyuncağın biri en tepedeyken çocuk üzerime doğru kusmuştu. Buluşmanın sonu böyle biterken kuzenime 'Ay asla bir daha bu çocukla görüşmem. Çocuk ilk buluşmada üzerime kustu ya!' diyerek durumu böyle kestirip atmış, anılarda fiyasko ilk buluşma olarak kalmıştı. Bunun sonrasında tam 3 yıl sonra o çocukla arkadaş ortamında denk gelmiş, arkadaş olmaya karar vermiştik. Ara ara buluşur, arabasıyla gezer, kahve içmeye mekanlara gider ful dedikodu yapardık. Ona toksik ilişkilerimi anlatır başını şişirdim. O da bana 'Yav bırak şu zibidileri. Ne işin var böyleleriyle senin, bi kendine gel' diye tavsiyeler verirdi.
Tarih 30.12.2022 onunla son telefon konuşmamızdan iki gün geçmiş. Sabah gelen bir mesaj ile 29 Aralık tarihinde intihar ettiği haberini aldım... Telefon ile konuşmamızın ertesi günü...
Kendisinin bir en yakın arkadaşı da bornoz ipine asarak kendi canına kıymış ve bundan öncesinde de ona mesaj atmış. Bana 'Arkadaşımın mesajına bile geri dönmedim o zaman. Bir iyi misin diye soramadım.' demişti. O zaman ne kadar üzücü ben olsam yıkılırdım. Arkadaşı intihar etmeden önce ona ulaşmaya çalışmış ama onun bundan haberi bile yok. Artık seni anlıyorum ve bu çok acı. Sana iyi misin diye sormadığım için pişmanlığım çok büyük.
Huzur içinde ol Caner...
Babamın dizlerinde 4 yıldır sıkıntı vardı ve bu son zamanlarda iyice kötüye gitti. Ağrıları artmış, yürümesi çok zor olmuştu. Hastaneye gittiğimizde doktor ameliyattan başka çözümünün olmadığını söyledi. Haberi alan ablam iyi bir doktor bulup babamı ona götürdü. Bu doktor da babama bacağının ömrü kalmadığını, ameliyatın bile çözüm olamayacağını söyledi.
Babamın üzüntüsünü, korkusunu görmek... Ah tarif edilemez.
Bu sırada bunlarla boğuşurken kendi sağlık durumumda oldukça etkilendi tabi. Stresten cilt hastalığı olmuş, bağışıklığım tamamen çökmüştü. Zamanla da kendimi iyice kapatmış oldum. Çevreme hiçbir şey olmamış gibi davranmaya, ailenin en küçüğü olduğum için herkesin moralini düzeltmesi gereken kişi benmişim gibi kendimi şartlamış herkesi güldürmeye çabalamış, her şey çok iyiymiş gibi davranmaya başlamıştım. Bu konulara gelince de konuşmaktan özenle kaçmıştım. Ama bunun beni mahvettiğinden habersizdim. Odamdan çıkmamaya, bütün gün bilgisayar oyunları oynamaya başlamıştım. Kitap okuma hevesim tamamen gitmiş, ender zamanlarda resim çizmeye, evden dışarı çıkmamaya başlamıştım. Ne kadar alkol içersem içeyim kafayı bulamıyor, ağrı kesici almadan uyumadığım zaman olmuyordu.
En son normal bir şekilde annemin ne yaptığını sormak için aradığımda sinir krizi geçirdim. Haykırarak ağlamış 'Anne ben çok kötüyüm' diye bağırmıştım telefonda. Annemin 'Sen mahvolmuşsun' sözü tam olarak ne noktada olduğumu görmemi sağlayamadı o zaman...
Çocukken büyükbabamın hiç ağlamaması, duygularını saklaması ve her durumda o güçlü duruşu beni o kadar çok etkilemişti ki! O dağ gibi adama çok imrenmiştim. Zamanla ona dönüşmemle de gurur duymuştum. Ama bu beni yıpratmış, her gün gülümsemek yaşadıklarımın altında ezilmeme engel olamamıştı.
Şuan mı?
Şuan... şuan bir çıkış yolu arama peşinde ilerliyorum. Düzelir mi? Umut ediyorum ki düzelir. Ama bunları size anlatmak bile bir adım öteye gittiğimin göstergesi değil mi?
Yazımı okuduğun, bloğuma girdiğin için çok teşekkür ederim. Yeni yazımda da burada olursun dimi?

