29 Mart 2021 Pazartesi

GERGİN KEDİ

 GERGİN KEDİ



Paylaşılmayı bekleyen o kadar çok yazı var ki... Ama blogspot bu aralar benimle uğraşmaya bayılıyor sanırım! Önce Adsense üyeliğim iptal edildi. Onunla uğraşayım derken şimdi de bütün yazılardaki okunma oranlarım silindi! 

Neden? 

Bu aralar en çok sorduğum şey olabilir galiba.

'Neden ben?'

Neyse, negatifliğe odaklanmayıp düzeltmeye çalışıyoruz. Her zaman yaptığımız gibi. 
Okulumun aylardır açıklamadığı sınav takvimi de bu aralar gergin olmamın bir diğer etkeni. Yetiştirmem gereken makaleler, özetler ve incelemem gereken bir ton kitap var. Peki bu kız napıyor diye sorarsanız, tavanı izliyor 😙 



Blogda bekleyen dolu yazı var ve onları şu okunma oranları vs her şey ayarlandıktan sonra atmaya başlayacağım. 




Kedi sözü. 

Bu yazıyı niye paylaştığıma gelecek olursak, size haber vermek ve biraz da içimi dökmek için buradayım diyebilirim.

Kendimi bu aralar Marilyn PAPPANO'nun kitaplarından bir karakter olarak hissediyorum. Her şeyle cebelleşiyorum ki bir kitap karakteri olmadığımı düşünmemek elde değil. Gerçi öyle olsa daha iyi olabilirdi. Sadece insanlara ilham kaynağı için ya da ders çıkarması için yazılan bir karakter olmak canıma minnet açıkçası. 2014 yılında tasarladığım bir çizgi romanda baş erkek karakterini Dünyanın en güçsüz erkeği olarak çizmiştim. Herkesten dayak yiyen, sevdiği kızın onu korumasıyla hayatta kalan ve bir gün içerlenen birinin öldürmesiyle hayatının son bulduğu  bir kurguydu. O zaman bile  ben kendimi o karakterin yerine koymuştum. Kendim için de ürkektim o zamanlar, kabul ediyorum. Sadece karakterleri baz almak yerine kendimi de katmadan edemezdim. Ama bu kırıldı tabi. Yazdığım her şey artık beni temsil etmiyor. Başkalarını da temsil ediyor.


Bunu düşünmek beni artık daha rahat hissettiriyor ve bazı hislerin altında ezilmememi sağlıyor. Az uyumam bu aralar çok işime yarıyor. 2 yeni blogda en sevdiğim konular hakkında yazılarımı paylaşır oldum ve bu da son zamanlarda yaptığım en mantıklı şey oldu. Gördüğüm kabuslardan çok yazdıklarıma odaklıyım. 

 Bu da demek oluyor ki sayfam düzeldikten hemen sonra düzenli ve bol yazı gelecek. Sadece durumdan haber vermek istedim ve azıcık da laflamak.

 Gelip okuduysanız çok teşekkür ederim! 

Sizleri dolu dolu kucaklıyorum.


Hemen alttaki linkten bir sonraki bloğa geçiş yapabilir, yazımı okuyabilir ve oradan da bana destek olabilirsiniz!💖

Buradaki linkten ise (ki anime takip edenler çok rahatlıkla bilir) hem anime, manga haberlerini alabilir, hem de benim oradaki yazılarıma ulaşabilirsiniz artık! 💓



10 Mart 2021 Çarşamba

BEYAZ GÜL

 BEYAZ GÜL



Herkese güzel bir hafta sonundan merhabalar! Ben biraz içimi dökmeye, sizinle muhabbete geldim😊
Masamda filtre kahvem, Naruto Shippuden Opn. ''Blue Bird'' eşliğinde dün gece aklıma gelen bir konu hakkında size bahsetmek istiyorum. Uzun zamandır uyku problemi ile boğuşunca ben de uyuyamadığım zamanları fırsatlara çevirerek kitap okuyorum sürekli. Gece okuduğum kitap Stefan Zweig - BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU. 

Geçen Oscar yayınlarının Stefan Zweig kitaplarını rengarenk basımını çıkarttıklarını görünce almamazlık yapamadım. Eee bir de uzun süredir Zweig kitaplarını okumayınca dedim bu gece birini bitireyim. Elim nedense Bilinmeyen Bir Kadının Mektubuna gitti. 

İnsanın bilinçaltı o kadar garip ki...
Kitabı tekrar okuyunca sürekli beyaz gül betimlesini tabi ki göz ardı edemezdim. 
En sevdiğim çiçek nedensizce beyaz gül ve gece fark ettiğim şey,  12 yaşındaki ben bu kitabı bilinç altımda benimsemiş olduğuydu. 
Kitap tekrar gözlerimi doldurmayı başardı açıkçası her ne kadar da basımı kötü olsa da. Evet, alacaksanız Oscar yayınlarında almamayı tercih edin. O kadar çok yazım hatası var ki... Okurken biraz zor dayandım açıkçası.

Ama kitaptaki aşk, hayat öyküsü o kadar güzel ki... Sizi alıp götürüyor.
Kitaptaki R. Eline karakterini dövmeyi istedim tekrardan. Bu kadar geri zekalı olamazsın be adam! Bu kadar da olmaz!
Olmamalı...

Kitabı öncesinde bin defa okumuş olsam da, okurken ortalarına doğru ''koş git ve kızı kurtar. Ona engel ol'' demeden de edemedim. Bi umut...

Ben birazda bu güzel kitapları bize sunan yazardan bahsetmek istiyorum sizlere.

STEFAN ZWEİG

Atatürk ile aynı yıl doğan Stefan, 1920-30 yıllarının en çok okunan yazarları arasına girmeyi başarmıştı. Tabi o zamanlar Yahudi yazarların kitapları toplanıp yakıldığı için, Stefan' nın eserleri de bundan nasibini aldı. Nazilerden dolayı ülkesinden kaçan Stefan, son durağı olan Brezilya da 22 Şubat 1942 yılında karısı Charlotte E. Altmann ile birlikte intihar ederek yaşamına sonra vermiştir. 


 Bu arada okuldan arkadaşlarımla yeni açtığımız tarih kapsamında paylaşım yapacağımız blog sayfamıza alttaki linkten gidebilirsiniz! Orada da Uzaydan Gelen Kedi olarak varım. 😹
Yeni blog hakkında fikirlerinizi nereden belirteceğinizi biliyorsunuz! 



Sizleri bol bol öpüyorum... Yeni yazıda görüşmek dileğiyle.



YOL DAHA ÇOK UZUN

  Yol Daha Çok Uzun Herkese cehennem sıcağı bir günden merhaba! Ayy bu Ankara'nın cehennem gibi sıcağı nedir böyle aşklar ya eriyorum re...