26 Aralık 2020 Cumartesi

AŞK İÇİNDE BAŞLAR



AŞK İÇİNİZDE BAŞLAR




Blog yazısını kontrole geldiğimde paylaşılmadığını gördüm. Zamanlayıcının tarihini eklerken saatini atlamışım.........

Aslında iyi oldu, bu aralar ablamın varlığından sinir olduğum için de blog yazısında da onu görmeyi istemezdim. 

Her neyse bugün başka bir konu üzerinde durmak istiyorum.
Ben de dedim ki eki bir yazımı paylaşayım.
 14.12.2020 Tarihinde yazmış olduğum bir yazı. Umarım keyif alırsınız. İyi okumalar! 

Dün gece yani 13 Aralık tarihinde bir arkadaşım aradı beni. Sesi pek iyi gelmiyordu, ne olduğunu sorduğum da ise bana sadece şu soruyu sordu '' Etrafımdaki insanları kendimden nasıl uzaklaştırmaya bilirim?'' 

Bu aslında kendini değersiz hissetmek, sevilmeye layık olmadığını, etrafında seni sevmeyen bir insanın bile olmadığını düşündüğünle alakalı olabiliyor. Bu durum tersine bile olsa böyle algılayıp kendini üzüyorsundur. 
Uzun süredir kendine böyle yaklaşıyorsan da bu ciddi bir şekilde değersizlik deponu doldurduğun anlamına geliyor aslında. 

Ben bir terapist değilim.

Arkadaşıma ne dediysem, sizin içinde söylemek istiyorum. Anılarımı beraber hatırlarken niye dertlerimize de beraber çözüm yolu aramayalım ki?

 Kişisel gelişim kitapları okumaya başladım ve baya da  sevdim. Zaten bu tarzda postcastler hep dinlerdim ve tedavi gördüğüm zamanlarda doktorumla bu konuları da baz almıştık ve üzerinde baya durmuştuk. 
Kendime çok bilgiliyim asla demiyorum ama kendime daha rahat bir ortam, insan ilişkilerimde daha sağlıklı olması açısından kendime maddeler belirledim. 

Size de faydalı olması açısından da paylaşıyorum bunu ki eğer kendinizde olduğunu hissettiğiniz şeyler varsa eğer kendinizi bulmanızı ve rayına oturtmanızı isterim.


İnsan zihni aslında o kadar garip ki sürekli olumsuzluklar üzerine kurulu. Olumlu şeylerde ise bunların zaten olması gerektiği gibi olduğunu algılayıp olumsuza yöneliyoruz.
 Olumsuzların da hiç olmaması gerektiğini düşünüyoruz.  Hele üst üste olumsuzluklar yaşadığında bunu zihin genele yayar ve aslında kötü bir arkadaşlığının, çıkmazda olan bir ilişkin olduğunu söyler sana.
 Burada zihninin bir aldatmaca yaptığını hatırlatman gerek kendine. Seni seven, düşünen insanların olduğunu bilmen gereken en önemli şey aslında.

Bence en önemli madde '' kusurlarım beni daha değerli yapar''.

Bu narsistlik ya da özgüven değil.

Kusurlarım ve eksikliklerim beni ben yapar. 

Kusurlarını fark edersen aslında hem kendine hem de yakınındakilere çok daha farklı bakarsın.

Etrafındaki ilişkilerinde belirsiz olaylar şeyler varsa ve zihnin direk olumsuzlara yönelirse senaryolar üretmeye başlarsın. Zihnin olumsuzluklara meyilli olduğu için de ürettiğin hikayelere canı gönülden de inanmaya itilirsin. 

Önceki yaşadıklarınızdan da, hayatınızdan çıkardığınız insanlardan gördüklerinizden kaynaklı ''ben değersizim'' algısı oluşuyor. Bu da bütün olumsuzlukları kabul etmenize, hak ettim algısına yol açıyor. Kendinizi böyle telkin etmenize sebep oluyorsunuz.

Unutmayın o zaman ki sen ile şimdi ki sen aynı değilsin. 

Olgunsun.

Ve bunlar senin sevilip sevilmediğini belirlemez.

Birbirini seven insanların (aile/sevgili/arkadaş vs)aşamayacağı şey yok. 

Bazı insanların kendileri ile olan savaşı sana yansıması saldırı şekline dönebiliyor. Her insanın kendi içinde zaman zaman halledemediği sorunları vardır. Kendini değersiz hissetme, aşağılık kompleksi, kırılganlığı, hayal kırıklığı, geciken hayaller vs...

Bazı insanlar buna çözüm ararken, aşmaya çalışırken bazıları da günübirlik çözümler bulurlar ve hayatındaki insanlara saldırırlar. İşin kötü tarafı yakınındakilere saldırırlar. 
İnsanların sana hor davranması, hakaret etmesi, kendilerince çıkarımlarda bulunmaları senin öyle olduğun anlamına gelmez. Elbette ki geri bildirimi, bir fikir getirisi olabilir bunların ama kendinin onların seni tanımlamasına izin verme. 

Etrafındaki insanları termometre olarak düşünebilirsin. Onlar senin sıcaklığını ölçüyor. Ve sen onların ölçtüğü termometrenin sıcaklığı, verdiği bilginin her zaman doğru kabul edersen tökezlersin. Belki de o insanın termometresi bozuk. Bundan böyle karşındaki insan sena kötü davranıyor, seni acımasızca zorluyorsa önce kendini değil de karşı tarafı sorgulamak iyi gelecektir. 


Kendine bak.

Kendine şefkat göster.

Yaşadığın başarısızlıklara, yaşadığın hayal kırıklıklarına şefkat gösteriyor musun ona bak.

Zorluklarından sana ne kattığı, ne deneyim elde ettiğine bakman gerekiyor artık. Takılman değil.

Eğer kendinizden farklı olmaya zorlarsanız. Siz de zorlanırsınız. 

İnsanların sizi neden sevdiğini bir düşünün derim. Sonra da sizin kendiniz de neyi sevdiğinizi...

Aşk içinizde başlar.

Kendinizi iyi hissetmek için, aklınız karıştığınızda okuyacağınız çok güzel kitaplar bırakıyorum alta. 
Ha bir de Deniz Dülgeroğlu'nu da takip ederseniz belki iyi gelebilir size. 

1. Beyhan Budak - Senin Suçun Değil
2. Şeker Portakalı 
3. İyi hissetmek - David Burns 
4. Kendime Düşünceler - Marcus Aurelius
5. Bir Delinin Hatıra Defteri - Nikolay Gogol 💜





 
 

21 Aralık 2020 Pazartesi

paylaşılmayan yazılardan kesitler

 



Merhabalar! önceden bahsettiğim yazılarımdan bahsetmiştim. Onlardan kesitler paylaşmaya karar verdim 😅 Bir sonra ki yazı ablamın bulduğum günlüğü ile alakalı. Zamanlayıcıyı 24'üne kurdum. Yani bu yazıdan birkaç gün sonra paylaşılmış olunacak. Sanırım yıllar önce günlüklerimi okuyup dalga geçtiğin zamanları ödetme zamanı gelmiştir! 👿
 

İyi okumalar.

Bazen yalnız hissederiz, bazen yalnızlığı biz isteriz.
Yalnızlığı sevdiğimizi iddia ederiz ama ne demek yalnızlık ya da biz yalnız olabildik mi hiç?
yalnızlık ne biliyor musunuz, evladı olmayan bir kadının eşini de kaybedince masaya tek çatal ve tabak koyması, sevdiklerinin eskisi kadar ziyaret etmemesi, birini aramak için gözlüğüne ihtiyaç duyması ve arayacak kimsenin olmaması. Yani yalnızlık bizim odamıza çekilmemiz değil, tek başımıza bir yer de oturmamız değil. Biz yalnızca insanlarla iletişimden yorulmuş insanlarız. Bizim herkesimiz var.

***

Korkularım, tereddütlerim, kaygılarım var. Haklı sebeplerde. Bir yandan diyorum ki bunlar ben olmanın bir parçası. Bunlar olmasaydı böyle biri olmayacaktım. Sonra bir ışık yanıyor bir yerden belki diyorum bunlar olmasaydı daha iyi bir insan olabilirdim. Işığı söndürüp elimden, gönlümden geleni yapıp iyi bir insan olmaya çalışıyorum.

***
Kimseye benimle tartışma ötesi bir kavga imkanı vermiyorum. Sesler biraz yükselecek ve birbirimizi olmadığımız konularda suçlayacak gibi olduğumuzu anladığımda anında ortamı terk ediyorum. Ben kalp kırarım, ben sinirle ne söylediğimi bilmem. Bu yüzden orada bulunmam herkesin zamanına olur. Bu yönümle gurur duyuyorum ama ortamı terk etmemle diğer taraf kendini muhtemelen kendini kötü hissediyordur.

***


Kimseye yük olmayayım diyorum kendi işlerimi kendim halledeyim diyorum bir kere işim düşüyor çok küçük bir şey sadece bir kere onu söylüyorum ve olmuyor. Bu sebeple insanlardan hiçbir şey istemez oldum. Ben de cengaver bir genç kız olmak istemezdim ama şartlar gördüğünüz gibi...

Bir kere düzgünce olması gerektiği gibi rica ediyorum ve olmayınca tamam diyorum. Büyükbabam bana vicdan adamı öldürür der. Vicdanları rahat etmiyor ve bir vicdan rahatlatma yöntemi olarak tekrar tekrar aranıyorum. Yine sağlam bir duruşla tamam diyorum. 

***

Çiçekler kimseyle rekabet etmez. Çiçekler sadece açar


Güzel bir şarkıyla veda ediyorum o zaman 😁 https://www.youtube.com/watch?v=x2qnDm7hyq0

14 Aralık 2020 Pazartesi

LİSTE TUTAN KEDİ


Herkese merhaba! Evet geri döndüm!! Kendimi toparlamaya çalışarak, eskiye dönmeye çalışarak geldim size... Elimde şarabımla oturdum yarım yazılarımı tamamlayıp size bir merhaba demek istedim.💗


Bu aralar kendime birkaç söz verdim. Liste oluşturdum, hayatımı düzene sokacağıma dair. Zira şurada evde kaldığım 9. ay bitmek üzere ve ben kendimi resmi ev hanımı ilan etmiş bulunmaktayım. Bu da beni açıkçası iyice panik etti ki eğitim alanının ülkemizde durumu belli...atamalar... sürekli açılıp kapanan dershaneler... 

Yani iki yıl sonra kendimi artık tamamen ev hanımı olarak bulmamak için (ev hanımlarıyla gram bir derdim yok! Ama sadece ev kuşu ya da evinin kadının, yuvasını yapan kuş olma niyetinde değilim. Hele şu dönemde. 
Erkek  ya da ailenin eline bakmaktansa beni balkondan aşağıya atın daha iyi.

Anlayacağınız biraz iş ilanı bakmış bulundum. Bakalım ne olacak


Neyse listemde bulunan diğer maddelere bakacak olursak, bir diğeri derslerini düzelt.

Sınav haftam biraz zor geçti ve notlarım da halileyle...

Uzaktan olsa da pek iç açıcı değil notlarım ve kendimi artık toplama vakti geldiğini düşünüyorum. Geçen dönemlerde bu notların iki, üç katını alıyordum ki siz düşünün...

Sıkı bir ders programının içine soktum kendimi bakalım ne olacak. 

Onun dışında kendime yeni kitaplar sipariş verdim ki bu da bir diğer madde olan kendini şımartma oluyor. 

Saçlarımı griye boyadım ki sanırım kendime en çok yakıştırdığım renk.

Bol bol sohbet ediyorum arkadaşlarımla, ablamla. Benimle sürekli ilgileniyorlar ve destek oluyorlar.

 ''Sesin iyi gelmiyor hemen geliyorum''
 
Hayattaki en büyük şansım sanırım.

Sorunum olduğunu sesimden anlayıp yanımda olmaları, tek başıma çabalamayayım, boğulmayayım dertlerimde diye... 

Bir diğeri ise uyku düzeni. Önceden de çok uyuyamayan biriydim ama bu düzelmişti. Tekrar geri başladı ve bu beni çok etkiliyor. Ne kadar bir şeyler düşünmüyorum desem de kendimi kandırıyorum galiba...

Kişisel gelişim kitapları okumaya başladım. Hem roman okuyup hem de kişisel kitaplar okuyorum. Devam ettiğim şuan 3 kitap var 😅

Bazen her şey iyi gitse de kendimi iyi hissedemez oldum. Bu beni daha çok yıpratıyor aslında bundan çıkmaya, bu ruh halinde olamamaya direniyorum. Umarım olur! 

Artık düzenli olarak her hafta yazıları paylaşacağım ama taslak da duranları değil. Yeni sayfalar açıyoruz artık kendimize! Yeni, pozitif sayfalar. Tabi sizler de benim yanımda bu kediciğin yoldaşı olarak son gaz devam ediyorsunuz bu yolda. Daha iyi olarak, kendimi düzeltip geleceğim artık bir sonra ki yazılarda. O zaman iyi pazartesiler diliyorum canlarım.💋


 

7 Aralık 2020 Pazartesi

570!

 Size minnet duygusuyla yazıyorum bunu. Çünkü ben bir şekilde buralarda olmasam da hala yazıları güncel okuyan, önceki yayınıma bildiri atan, okuduğu kitapları, dinlediği müzikleri söyleyen birçok kişi oldu ki... Bunun için çok teşekkür ederim.

Önceki paylaştığım linkten bana ileti yazmanız artık zor. Çünkü o platformda olmamaya karar verdim ve sizinle yeniden başka yerlerde birlikte olacağımız platformdan link atana kadar takipte kalın! Geri buluşana kadar beklemede kalın benim sadık pisiciklerim!

Bir süre daha buralarda olamayacağım ama bu demek değildir ki sizi düşünmediğim! Gelen, okuyan, bana yazılarım hakkında yorumlarını whatsapp veya başka yerlerden söylemeniz bana çok şey ifade etmekte. Özellikle yazılarımı okuyan arkadaşlarım buradaki yazılarıma bakarak çıkarımlar da bulunup, ruh halimi anlamalarına minnettarım. 

Bu blog maceramda 23 okuyucudan 570 kişiye çıkacağı aklıma bile gelmezdi. Başta kakaotalk 'da bir grup içerisinde bu fikrin ortaya atılmasıyla başlayan bu yolculuk buralara kadar geldi. 

Ara vermem bir süre daha sürecek gibi. Çünkü hazır hissetmiyorum ki bu değildir bir şeyler yazmıyorum. Asla! Hala yazıyorum. Ama paylaşma sırası mı? İşte ondan emin değilim.😿

Yazıların içerisinde var olmaya çalışan bir ben olarak bu yolculuk bana çok şey ifade ediyor. Çünkü ben bu sayıya ulaşmayı asla beklemiyordum. Ailenin büyümesi, bu olayları benimle beraber bu kadar insanla hatırlanmasını asla düşünmüyordum.

22 Mart' ** dipnot:22 Mart tarihinde gerçekleşen önemli bir olay da Kılıçarslan'nın Musul seferidir** da başlayan bu serüvenin 1 yılını doldurmasına çok az kaldı ve benimle güncel kalmanız... Bu muazzam bir şey.  

O yüzden...

YENİDEN BULUŞUNCAYA DEK HOŞÇAKALIN...

Benimle burada birlikte olmanızdan o kadar minnettarım ki...

Tekrar teşekkür ederim. 

Her 570'inizi de seviyor ve kucaklıyorum.

Yeni kedi günlüklerinde birlikte olmak dileğiyle!

💗







YOL DAHA ÇOK UZUN

  Yol Daha Çok Uzun Herkese cehennem sıcağı bir günden merhaba! Ayy bu Ankara'nın cehennem gibi sıcağı nedir böyle aşklar ya eriyorum re...