28 Kasım 2020 Cumartesi

Pisicik Öneri istiyor!

 



Herkese merhabalar! Bir süredir aslında düşündüğüm, blogda yazdıklarımı paylaşmama kararı aldığımı size söylemeye geldim. Sırası olmadığını ve yazdığım şeylerin içimi daha bunalttığını fark ettiğim için sizi de bunaltmamaya karar verdim! 🙃

Kitapların hep hayatıma yön vereceğini düşünürdüm. Bir şeyler yaşadığım da ahh şu kitapda şöyle oluyordu, ben de şunu yapmalıyım bunu yapmalıyım derdim.

Ama bilin bakalım bu kız 21 yaşında neyi öğrendi?

Her neyse ne öğrendiğimi boşverin de hayatınıza yön veren, kötü zamanlarda ben bunu okudum ya da bana bu kitap iyi geldi diyen varsa bir ileti atmanız yeter! 

Şimdiden ileti atan herkese teşekkür ederim 🥰

Bir süre sonra yazılarda buluşmak dileğiyle! ❤

18 Kasım 2020 Çarşamba

BARBAR KEDİ

 


Sınav haftam geldi çattı... Evde pinekleyip ders çalışırken arada da dizi izleyeyim dedim ama diziyi bitirene kadar ders çalışamadım... Evet durum bu!😓
 
Şimdi gözlerim yaşlı size bu diziyi önerip ders çalışmaya gideceğim.



Şimdii size son zamanlarda nefes almadan izlediğim Netflix'in yeni dizisi ''BARBARİANS'' dan bahsedeceğim... 😇

( Tarihi dizi sevenlerin ilgisini çekecek bir Alman dizisi) 




Antik Yunan zamanında Yunanlılar Yunanca konuşmayan herkese ''barbar'' demişlerdir. Kelimenin kökeni buradan çıksa da Yunanlıların fikirlerini, hatta tanrılarını bile alan Roma İmparatorluğu barbar kelimesini de birçok millette kullandığını görmekteyiz.  Kabile ve birlikleri ayıramayan, hepsi aynı deyip ''Barbar'' kavramını kullanmaktadırlar. -Türklere de barbar denilmekteydi-

Dizimizin adı da buradan gelmektedir.👆

Dizi tarihi bir roman uyarlaması. 

 Dizi Büyük Roma dönemindeki o meşhur '' Teutoburg Orman Savaşı''( Varus savaşı ya da Hermann savaşı)  nı konu almıştır. 

Milattan sonra 9 yılında gerçekleşen bu savaş Roma'ya dünyanın kaç bucak olduğunu hatırlatan bir savaş. Roma yıllar sonra tekrar seferler düzenlese de Cermen topraklarını tekrar geri alamıyorlar. Ve bu yenilgi onların uzun bir süre hafızlarından silinemiyor... 

Dizi de anlatılan karakterler gerçek açıkçası. 

O izlediğiniz kişilerin çoğu adını tarihe yazdırmış kişiler. (Folkwin hariç tabi... Dizi de direnişi başlatan, ateşi fitilleyen kişi olarak gözükse de tamamıyla kurgu. Direnişin önderliğini yapan asıl Thusnelda ve kocası Arminius dur.) Thusnelda mükemmel bir şekilde işlense de Arminius ile arasındaki ilişki biraz garip işlenmiş. Çocukluk arkadaşları olarak dizide geçse de öyle değil aslında. İkisi de aynı kabileden oldukları doğru olsa da Thusnelda ve Arminius'un ortak bir geçmişi yok.

Dizi tarihi güzel baz almış açıkçası. Karakterler, olay örgüsü her şey yerli yerinde ama benim dizideki üzümlü kekim Folkwin niye hikayenin tam ortasında? Biri bana söyleyebilir mi???

Ya dizi tarihe o kadar uyumlu ki ne diye araya kurgu sıkıştırıyorsun be arkadaş?

Burada asıl karakter Arminius!!!



Savaştaki başarısı, iyi komutanlığı ile tarihe adını yazdıran bu adam dizide niye süt isteyen yavru kedi gibi davranıyor? 


Her lejyonda bulunan kartal sembolü de çok işlenmiş. Roma'nın onurunu simgeleyen bu simge için canını verecek Roma askerlerinin mücadelesi de iyiydi açıkçası. 

Her bölüm yav bu niye öldü? al işte bu da gitti cümleleri kuracağınızı şimdiden söyleyeyim. Game of Thrones gibi gelen geçen ölüyor.  

2. sezon gelir mi bilmem ama gelecek gibi finalde aşk üçgeni oluşturdular bu da EE BİZ ŞİMDİ NEREYE GELDİK dedirtse de daha Flavus reis gelecek. Flavus Arminius'un Roma'da birlikte el konulduğu erkek kardeşi. Ve Arminius Flavus'un yaşadığını dizide de söyledi. Roma'ya bağlı kalan küçük kardeş ve Cermen ordusunun başında bir abi güzel bir sezon olur. Ha bir de Thusnelda'nın Genral Germanicus tarafından esir alınması var. Yani anlayacağınız Cermen ve Roma arasında sular durulmuyor. Tarihten çıkacak dolu dolu hikayeler var ve böyle güzel işlenirse ne ala.  


Almanlar güzel dizi yapmış. Tarihimizi anlatırken kendimizi iyice kahraman gibi gösterelim havasına girip de yüceltme gibi bir durum olmamış. Bir kitapta bu olayı ne okursanız onu yapmışlar. Her dizi gibi aşk ve entrika serpiştirilse de dizi akıyor...

 

Arminius ve Thusnelda💞


Ben kitapların arasında ruhumu teslim ederken siz de kendinize iyi bakınız... 💗



8 Kasım 2020 Pazar

Hikayesi ile kapılarınızı çalan kedi



 Size çok güzel bir hikaye ile geldim. 

Hadi gelin kulak verin bana...

Yıl 1943

Genç Mustafa’nın tayini kütüphaneci olarak Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne çıkar. Devlet memurluğu o dönemde süper bir şey, çünkü özel sektör falan yok. Bizimki kütüphanede heyecanla okurları bekler; bir gün olur, beş gün olur, gelen giden yok.

Etraftakilerle konuşur, herkese anlatır:
“Bakın kütüphane bomboş duruyor, gelin kitap okuyun.” Gelen giden olmaz.

Amirlerine durumu bildirir.Kardeşim otur oturduğun yerde, maaşını düzenli alıyon mu,
almıyon mu?
-Alıyorum.
-Eee, o zaman ne karıştırıyon ortalığı, gelen giden olsa maaşın mı artacak? Başına daha fazla bela alacan, o kütüphaneye yıllardır kimse gelmez zaten…

23 yaşındaki genç memur “Ne yapayım, ne yapayım?” diye düşünür durur. Sonunda aklına bir fikir gelir, eşine söyler. Eşi önce “Deli misin bey?” der, ama kocasının bir şeyler üretme, işe yarama çabasını yakından görünce fikri kabullenir.

O dönem devletteki amirlerinin çıkardığı tüm engellerin tek tek, bin bir güçlükle üstesinden gelir.
Çünkü o zaman da şimdiki gibi, “Aman bir şey yapmayalım da başımıza bir iş gelmesin. Çalışsan da aynı maaş, çalışmasan da“ zihniyeti aynen var.

Ülkesine gram faydası da olmayan bürokratları zorlukla ikna eder ve bir eşek alır.
İki tane de sandık yaptırır. İki sandığa, kalınlığına göre 180-200 kitap sığar. Sandıkların üstüne
“Kitap İare Sandığı” yazar. Kitapları eşeğe yükler ve köy köy gezmeye başlar.

Kütüphaneye de bir yazı asar :
“Sadece Pazartesi ve Cuma günleri açıyoruz.”

Köydeki çocuklar şaşırır. Eşeğe bir sürü kitap yüklemiş bir amca, o gariban çocukların küçücük ellerine kitapları verir. Düşünün, Noel Baba gibi. Noel Baba yalan, Mustafa Amca ise gerçek. Geyikler yerine eşeği var. Eşek de daha gerçek,

Mustafa Amca da.
“Çocuklar bunları okuyun, aranızda da değişin. On beş gün sonra aynı gün gelip alacağım. Aman yıpratmayın, diğer köylerdeki arkadaşlarınız da okuyacak” der.

Mustafa artık Ürgüp’teki kütüphanede bir iki gün durmakta, diğer günler eşeği Yüksel’le köy köy gezmektedir. Köylerdeki çocuklar Eşekli Kütüphaneciyi her seferinde alkışlarla karşılarlar. Kalpleri küt küt atar heyecandan, sevinç içinde yeni kitapları beklerler. Mustafa Amca‘nın ünü etrafa yayılır. Diğer devlet memurları makam odalarında sıcak sıcak oturup iş yapmazken, Mustafa’nın eşeği Yüksel yediği otu hepsinden fazla hak etmektedir.

Zamanla insanlar kütüphaneye de gelmeye başlar. Mustafa bakar ki kütüphaneye kadınlar hiç gelmiyor.

Zenith ve Singer’e mektup yazar:
“Bana dikiş makinesi yollayın, firmanızın adını kütüphanenin girişine kocaman yazayım“ der.

Zenith dokuz tane, Singer bir tane dikiş makinesi yollar (ilk sponsorluk faaliyeti). Salı günlerini kadınlar günü yapar. Kumaşı alan kadın kütüphaneye koşar. On makine yetmediği için sıra oluşur. Sırada bekleyen kadınların eline birer kitap verir, beklerken okusunlar diye. Okuma-yazma oranının düşüklüğünü görünce halkevlerine okuma yazma kursları vermeye gider. Halıcılık kursları başlatır, bölgede halıcılığı canlandırır. Bu arada valilik Mustafa hakkında dava açar, “kendi görev tanımı dışında davranıyor” diye. 50 yaşına gelen Mustafa Amca baskıyla emekli edilir.

Mustafa Amca köylüler arasında efsane olur, yıllar geçtikçe köylerdeki çocuklarda okuma aşkı yerleşir. 2005 yılında Mustafa Amca vefat eder. Tüm Kapadokya çok üzülür, aralarında toplanırlar. Ürgüp’e Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin heykelini dikerler.

Girişimcilik ne biliyor musun?
Bulunduğun yere yenilik katmalısın.
Mutlaka adım atmalısın.

Yaptığın iş olduğu yerde durup duruyorsa, sende bir uyuzluk vardır arkadaş. İnsan var, dokunduğu yere değer katar; insan var, dokunduğu yere değer kaybettirir.

Bakın Nevşehir’den ve bu ülkeden nice müdür, amir, vali, bürokrat, milletvekili, politikacı geçti, binlercesinin adını kimse hatırlamaz ama Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin heykeli var.👏






YOL DAHA ÇOK UZUN

  Yol Daha Çok Uzun Herkese cehennem sıcağı bir günden merhaba! Ayy bu Ankara'nın cehennem gibi sıcağı nedir böyle aşklar ya eriyorum re...