25 Nisan 2020 Cumartesi

BOŞ MUHABBET KEDİSİ

                                                             26.04.2020



Boş Muhabbet Kedisi


Herkese yorgun benden konnichiwa!!
Alın gelin kahvelerinizi de az dertlerimi dinleyin. 
Şakası bir yana blog yazlarımı okuyup yorum yapmayı unutmayın! Zira şuan evdekiler hariç  iletişim halinde olduğum kişiler sizlersiniz. Ve bu da demek oluyor ki yorumlarınızı merak ediyorum... Girişlerinizi, okuduğunuz yazıları güncel olarak takip etsem de iki kelam etmeniz çok nazik bir davranış olur ^O^

 Sabahın 08.15'in de işlerimin anca bittiğini ve benim akşam 18.10 civari uyandığımı düşünürsek...  Hala bitap bir vaziyetteyim. Gecem gündüzüme karışmış bir durum da ve bu beni daha çok yoruyor. Manga çevirileri bu aralar çok karmaşık hal almaya başladı. Çeviri yaptığım site İngilizce çevirileri beklemek yerine direk Japoncadan çeviri yapma kararı aldı ve bu da bizim bütün sistemi altüst etti diyebiliriz... Zamandan tasarruf yapmaya çalıştığımızı düşünsek de bu bizi biraz panik halinde bıraktı. Çeviri grubunda çok az japonca bilenlerimiz var ve onlarda biraz ağır iş yapmakta. Ee tabi bende mükemmeliyetçi bir insan olduğum için işler istediğimizden de geç yetişiyor. Denilen tarihlerde de sayfaya güncellemeleri atamaz olduk. Karantina yeni şeyler izlemek ve okumak isteyenlere çok iyi fırsat oldu. Eee tabi bizde bundan çok iyi yararlandık. Çoğu çeviri sayfalarının giriş çıkışları tavan yaptı, etkileşimler çok iyi, insanlar yeni şeylere açık. Bu çok güzel bir şey elbet ama... İnsanlar çeviriler geç gelince ya da bir hata olduğunu görünce hemen argoya başvuruyor. 

HEYY MİLLET! BİZDE İNSANIZ BE!

İki tane Japonca dil bilgisi öğrencim oldu bu hafta. Sanal olarak işleyeceğim bu dersler bir miktar para demek. Ve bu da dövme paramı çabuk kazanacağım anlamına geliyor!!! İki ay boyunca her gün, 3'er saat. çalıştıracağım ikisini de... Bunun dışında vize ve finallerim aynı döneme denk geldi ve ben hem manga hem anime çevirilerinden dolayı biraz ağır ilerliyorum.  Derslerime yetiştirmeye çalışırken de çizim siparişleri de gelmeye devam ediyor. Anlayacağınız ben yine kendimi dolu dolu programların içine atıyorum. 
Onun dışında canım anneciğimi bu durum çok üzecek olsa da bir yandan da açıktan adalet okumak olan planımın yerini, eski okulum olan Ankara Üniversitesinde Japonca dili ve edebiyatı okumakla kara değiştirdim. Tabi bu daha  düşünme aşamasında. Henüz herhangi bir harekete geçmedim. Seneye iki okulu kaldırabilir miyim emin değilim. Ama şu zamanlara da bir daha dönemeyeceğimizi düşünürsek de... Neden olmasın?

Onun dışında oldukça güzel kararlar almaya başladım etrafımdaki insanlar hakkında. Bana negatif hissettiren, beni oyalamaya çalışan, bir varış noktası göremediğim, ilerlemeye de gayret göstermeyen herkese yol veriyorum artık. İlişki olsun, arkadaş olsun. Fark etmiyor. Bakalım... Bu süreç bize neyi gösterecek.
The Sims 4 oynayıp deli gibi yaptığım simlere aşık olmakla geçiriyorum bu dönem. Çok ciddi söylüyorum bir de bunu sizlere.
Uyku süremden kesip bilgisayar oyunu oynamak artık kafayı yediğimin resmi kanıtır. 7-24 bilgisayar başındayım. İş için de oyun için de...

animeler.NET sitesinde Tomris-chan olarak içerik yazmaya başlayacağım. Aklıma yazı hakkında güzel fikirler gelirse neden olmasın? 
Bana fikirlerinizi alta yorum olarak yazın!
Oradan da etkileşim halinde olabiliriz sizlerle.
Bu saçma yazıyı burada sonlandırmak durumdayım. Elimde uzun bir Karantina sürecinde izlenmesi gerekenler listesi var ve onu sayfaya atmakla bugün ki işimi bitirmiş olacağım. SONUNDA!
Aslında o listeyi bu blog sayfama da atabilirim!! Evet muazzam fikir! 

O zamana kadar pisiciklerim kendinize dikkat edin evde kendinizi geliştirmenizin yollarını arayın, 
KAPINIZIN ÖNÜNE DE BİR KAP SU VE BİR KAP MAMA KOYMAYI İHMAL ETMEYİN!
sizleri öpüyorum.




22 Nisan 2020 Çarşamba

Kedi Günlüğü 'İLK AŞK'

                                                                    22.04.2020

KAFAYI YEMEKTE OLAN KEDİ' NİN GÜNLÜĞÜ


Korona Virüsü laneti yüzünden evlerimizde kilitli kalmış durumdayız. Bu son dönemlerde yaptığım tek şey anime izlemek, yemek yemek ve uyumak. Hayatım bu üçlü arasında dönüp duruyor tabi. Buradan da anlaşıldığını var sayıyorum, yemek üzereyim. Hatta yedim. Ben şimdi üşengeçlikten başlığı da değiştirmem o yüzden siz kendi kafanızda yedi olarak değiştirirsiniz.

Bu pisiciğin yine çok konuşası var millet. O zaman alın gelin çayınızı, kahvenizi şimdi gıybet zamanı!


Bende muhabbet biter mi? ASLA!


Yeni hikayemizin konusu İLK AŞK.

AMAN TANRIM ilk aşkımı hayatta unutamam millet. Çünkü çocuk bende travmaya sebep olmuştu uzun bir dönem. YIL 2005 evimizi hemen yanında 10 adım mesafedeki Etlik de 120. yıl İ.Ö. okuluna gidiyorum o zamanlar. Sınıf Öğretmenim Nurşen Hoca ( Sizde benim için kötü anılardan sadece birisinden ibaretsiniz) idi o zamanlar. O zamanlar ki ben insanlarla iletişim halinde pek değildim. Daha çok resim çizerek iletişim kurar, çizdiğim resimlerdeki dünyalarda yaşardım. Okuma yazmayı en son ben öğrenmiştim çünkü harflerin bana karman çorman görünmesi işleri zorlaştırıyordu. çoğu harfi hep ters çizer, birbirlerine karıştırırdım. Hatta kendi uydurduğum alfabem bile vardı. Her neyse Nurşen Hoca da bunu bildiği için verirdi elime bir A4 kağıt en arka sıraya otur ve resim çiz. Gıkın çıkmasın. Evet böyle bir hocaydı. Ee haliyle pek ilgili bir hoca olmadığını anlamışsınızdır ki benim o zamanlar disleksi hastalığımı da fark edememişti.  

Disleksi: Kişinin normal veya üstün zeka düzeyinde olmasına rağmen okuma, yazma ve dil becerilerinde problem yaşamasına sebep olan özel öğrenme bozukluğudur.

Nurşen Hocanın büyük çocuğu Ataberk, her cuma günü annesi ile okula gelir hatta son iki saatlik beden dersinde de bizimle oyunlar oynardı. Deli gibi aşıktım ona. Eee sayko ben bir şeyler yapmam gerekti bu çocukla ilgili. Kendimi açmalıydım, ifade etmeliydim ona aşkımı. Haykırmalıydım!!!

Yine bir cuma günü Ataberk beden dersinde bizimle oynuyor. Ama oyun Saklambaç. Ataberk koştu koştu arka bahçede bir köşeye geçti saklandı. Eee bende durur muyum koştum peşinden çocuğun. Dikildim karşısına. Ama ağzımı bıçak açmıyor tabi o zamanlar insanlarla iletişimde kötü olduğumu söylemiştim. Bir gün öncesinde aynı odada hatta aynı yatakta birlikte yattığım ergen ablamın izlediği bir aşk filminden örnek alıp yapıştım çocuğun dudaklarına. SONUÇ? Tam bir FİYASKO. Ataberk tek kelime etmedi. Sadece gözlerinden akan yaşlar bütün elem kederi anlatmaya yetti de denebilir. Bu olay sonucunda annesi sevgili (!) öğretmenim Nurşen Hanım bana iyice bilenmiş, annemle konuşmuştu. Yani anlayacağınız annemden yediğim dayakla kalakalmıştım. 
peki ya bu Ataberk'e noldu? Eee şu teknoloji sayesinde kim ne yapmış biliyoruz, görüypruz artık. Çocukken de sarışın olan Ataberk hala sarışın ve buğday tenli. Boyu fazla uzamamış ve birde kırmızı saçlı tıfıl bir manitası ile o ülke benim bu ülke senin gezmekteler.
Ama Ataberk inşallah ilerde senin kızın da aynısı yaşar be zalimin oğlu!



Sizleri seviyorum! Karantinada günlerinizi en verimli şekilde geçirmeye çalışın. Benim gibi full anime izleyerek nereye kadar dimi canım? Neyse ben kaçar. Şu olan 21 yaşında dana kız yine bir anime karakterine aşık oldu da...

YOL DAHA ÇOK UZUN

  Yol Daha Çok Uzun Herkese cehennem sıcağı bir günden merhaba! Ayy bu Ankara'nın cehennem gibi sıcağı nedir böyle aşklar ya eriyorum re...